Yeni Anayasa
LYS Başvuruları Bugün Başlıyor.
MER-DER ANAYASA ÖNERİSİ MECLİS KAYITLARINDA
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Erdoğan'ın anlatımıyla İstiklal Marşı şairi

Erdoğan'ın anlatımıyla İstiklal Marşı şairi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un, ''kalemiyle yazmaktan ziyade, gönlüyle, kalbiyle yazan bir şair olduğunu'' belirterek, ''Mehmet Akif sadece İstiklal Marşımızın şairi, sadece milli şairimiz değildir, Mehmet Akif sadece Çanakkale'nin de şairi değildir; Akif, bir şair olmanın çok çok ötesinde bir mütefekkir, bir münevver, bir gönül insanıdır'' dedi.
28.12.2010 / 11:32


Erdoğan'ın anlatımıyla İstiklal Marşı şairi



BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan, Mehmet Akif Ersoy'un, ''kalemiyle yazmaktan ziyade, gönlüyle, kalbiyle yazan bir ÅŸair olduÄŸunu'' belirterek, ''Mehmet Akif sadece İstiklal Marşımızın ÅŸairi, sadece milli ÅŸairimiz deÄŸildir, Mehmet Akif sadece Çanakkale'nin de ÅŸairi deÄŸildir; Akif, bir ÅŸair olmanın çok çok ötesinde bir mütefekkir, bir münevver, bir gönül insanıdır'' dedi.



ErdoÄŸan, AK Parti Gençlik Kollarınca parti genel merkezinde düzenlenen ''Vefatının 74. Yılında Mehmet Akif Ersoy'u Anma Programı''na katıldı. Programda konuÅŸan ErdoÄŸan, Mehmet Akif'i hürmetle, minnetle andığını, millet olarak bir kez daha ÅŸükran sunduklarını belirtti.



''Ne mutlu bizlere ki ne mutlu sizlere ki Mehmet Akif gibi pak bir ruhu, temiz bir vicdanı yad etmek için onun yüksek ideallerini, davasını, aÅŸkını, heyecanını paylaÅŸmak için bugün buradasınız. Merhum Akif'i hakkıyla anmak, ona minnet borcunu ödemeyi gerektirir. Mehmet Akif'e minnet borcunu ise onu okuyarak, anlayarak, onu hissederek ancak ödeyebiliriz. Onu hakkıyla anmak ve ona layık olmak, Akif'i düÅŸünceleriyle, dünya görüÅŸüyle güç karşısındaki asil duruÅŸuyla tanımayı gerektirir'' diyen ErdoÄŸan, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü:



''Çanakkale ÅŸehitlerimizin ruhu da bizi millet kılan, büyük saldırılar, büyük depremler karşısında ayakta tutan mana da Akif'in Safahat'ındadır, Akif'in destanındadır. Onun idealindeki genç, Asım'dır; Asım, adaleti, hakkaniyeti, vicdanı, merhameti, kesinlikle bu özellikleri temsil eder. O, hayali bir kimlik, yaÅŸanmamış bir roman ya da film kahramanı deÄŸildir. Keza, Asım ve Asım'ın temsil ettiÄŸi deÄŸerler sistemi hiçbir zaman tarihte kalmış, efsaneleÅŸmiÅŸ, mitolojik bir kavram da deÄŸildir. Asım dün, yani düveli muazzamanın topuyla tankıyla geldiÄŸi dün Mehmet Akif'ti, bugün ise sizlersiniz. Asım bugün lisede sınıfındadır, üniversite amfisindedir, kütüphanededir, fabrikada iÅŸçi, mühendis olarak, hastanede doktor, hemÅŸire olarak alın teri dökmektedir.



Asım askerde Mehmetçiktir, memleketin en ücra köÅŸelerinin okullarında öÄŸretmendir. Asım, gücün, zulmün, zorbalığın karşısında asla boyun eÄŸmeyendir. O, hakikati eÄŸip bükmeyendir. O, ÅŸartlar ne olursa olsun, hakkı tutup kaldırandır. Kavgadan deÄŸil barıştan, çatışmadan deÄŸil kardeÅŸlikten, bencillikten yana deÄŸil adalet ile üretip adalet ile paylaÅŸmaktan yana taraf olandır. Mehmet Akif'in idealindeki Asım'ın iÅŸi gönüler kırmak, öfkeyi beslemek, kin gütmek deÄŸil, kırık gönülleri kazanmaktır, yaraları sarmaktır.''



BaÅŸbakan ErdoÄŸan, Akif'in hayatının ''gözyaşı'' olduÄŸunu, onun sadece parçalanan Osmanlı için deÄŸil, bütün mazlumlar ve maÄŸdurlar için gözyaşı döktüÄŸünü, hepsinin sızısını yüreÄŸinde hissettiÄŸini belirtti. ErdoÄŸan, Hicaz çöllerinde vatan görevi yaparken kalbinin her an Çanakkale ile birlikte attığını, zafer muÅŸtusunu alıncaya kadar çölün kızgın kumlarını gözyaÅŸlarıyla suladığını, telgrafla zafer müjdesini aldığında da Rab'bine yalvardığını ve sevinç gözyaÅŸları döktüÄŸünü anlattı.



-''BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB...''-



Mehmet Akif Ersoy'un, iÅŸgale karşı çıktığı kadar yoksulluÄŸa karşı da durduÄŸunu vurgulayan ErdoÄŸan, ''Asım, bu toprakların, bu geniÅŸ coÄŸrafyanın adeta vicdanıdır. Kahramanlığı övdüÄŸü kadar geri kalmışlığı yermiÅŸtir. Bilimi yücelttiÄŸi kadar hikmeti de yüceltmiÅŸ, insan merkezli bir medeniyeti övmüÅŸtür. Akif, Çanakkale dediÄŸi kadar İstanbul, Ankara, İzmir; KurtuluÅŸ Savaşı dediÄŸi kadar Filistin, Medine, Kahire demiÅŸtir. Pakistan'ı, BangladeÅŸ'i, Kosova'yı, Arnavutluk'u, Makedonya'yı ve Bosna'yı dilinden düÅŸürmemiÅŸtir'' diye konuÅŸtu.



Bir ÅŸiir sohbetinde Mısır'ın ünlü ÅŸairi İbrahim Sabri'ye, Türkiye'nin en büyük ÅŸairinin kim olduÄŸunun sorulduÄŸunu, İbrahim Sabri'nin de Çanakkale ÅŸiirini okumaya baÅŸladığını anlatan ErdoÄŸan, Sabri'nin ''Åžüheda gövdesi bir baksana, daÄŸlar, taÅŸlar.. O rüku olmasa, dünyada eÄŸilmez baÅŸlar. Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uÄŸruna ya Rab, ne güneÅŸler batıyor'' dizelerini okuduktan sonra, ''Bir hilal uÄŸruna ya Rab ne güneÅŸler batıyor'' mısrasını dünya ÅŸairlerinin biraraya gelseler söyleyemeyeceklerini dile getirdiÄŸini anlattı.



Erdoğan, şunları kaydetti:



''Akif, kalemiyle yazmaktan ziyade gönlüyle, kalbiyle yazan bir ÅŸairdir. Mehmet Akif, sadece İstiklal Marşımızın ÅŸairi, sadece milli ÅŸairimiz deÄŸildir. Mehmet Akif sadece Çanakkale'nin de ÅŸairi deÄŸildir. Akif, bir ÅŸair olmanın çok çok ötesinde bir mütefekkir, bir münevver, bir gönül insanıdır. Her an dudaklarımızdan dökülen İstiklal Marşı esasen bir milletin serencamı, bir ülkenin topyekün felsefesidir. Akif'in tüm ÅŸiirleri ve fikirleri bizi biz eden, bize ışık tutan, bizim yolumuzu aydınlatan birer meÅŸaledir.''



-''SAFAHAT'I YASTIK ALTI KİTABI YAPIN''-



Gençlere, Akif'in ''Safahat'' adlı eserini ''yastık altı kitabı'' yapmalarını tavsiye eden BaÅŸbakan ErdoÄŸan, ''EÄŸer biz bugün Pakistan diyorsak, BanladeÅŸ, Somali, Haiti, Åžili diyorsak Mehmet Akif'ten aldığımız ilhamla diyoruz. Biz eÄŸer bugün Kabil diyorsak, BaÄŸdat diyorsak, Beyrut diyorsak Akif'ten aldığımız ruhla diyoruz. Biz ülkemizde de bölgemizde de tüm dünyada da kardeÅŸlik, dayanışma, paylaÅŸma diyorsak Akif'le gönlümüzü zenginleÅŸtirdiÄŸimiz için diyoruz. Biz bugün Filistin diye, Gazze diye, Kudüs diye sesimizi yükseltiyorsak Akif'e kulak verdiÄŸimiz için, onun cesaretini miras devraldığımız için sesimizi yükseltiyoruz'' diye konuÅŸtu.



Akif'in Asım, tanımladığı ''Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem / Gelenin keyfi için geçmiÅŸe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boÄŸarım / BoÄŸamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üç buçuk soysuzun ardında zaÄŸarlık yapamam / Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. DoÄŸduÄŸumdan beridir aşıkım istiklale / Bana hiç tasmalık etmiÅŸ deÄŸil altın lale... YumuÅŸak baÅŸlı isem, kim demiÅŸ uysal koyunum? / Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciÄŸerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım / ÇiÄŸnerim, çiÄŸnenirim, hakkı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu / İrticaın ÅŸu sizin lehçede manası bu mu?'' ÅŸiirini okuyan BaÅŸbakan ErdoÄŸan, gençlere ÅŸöyle seslendi:



''İşte onun için tüm gençlerin, özellikle de siz AK gençliÄŸin, Akif'i okumasını, anlamasını, idrak etmesini özellikle istiyor ve arzuluyorum. Akif'teki insan sevgisini, millet sevgisini, vatan sevgisini, ondaki dürüstlüÄŸü, ondaki ahde vefayı, ondaki söz verip sözünü yerine getirmeyi özellikle kalbinize indirmenizi, Akif'teki o mücadele ruhunu, kahramanlığı ve cesareti özümsemenizi sizlerden özellikle rica ediyorum.''



BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan, Mehmet Akif Ersoy'un Arnavut olduÄŸunu ama onun yazdığı İstiklal Marşı ile milletin ayaÄŸa kalkarak kurtuluÅŸ destanını yazdığını belirterek, ''Biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşılığı üst kimliÄŸinde biriz, beraberiz ama altta kimlikler var; zaten zenginlik o'' dedi.



ErdoÄŸan, AK Parti Gençlik Kollarının düzenlediÄŸi ''Vefatının 74. Yılında Mehmet Akif Ersoy'u Anma Programı''na katıldı.



AK Parti Genel Merkezindeki programda konuÅŸan ErdoÄŸan, Akif'in deÄŸerleri sonuna kadar savunulduÄŸunda geçmiÅŸin yaralarının sarılabileceÄŸini, herkesin üzerine düÅŸeni yapması halinde geleceÄŸe emniyet içinde yürünebileceÄŸini dile getirdi. AK Parti üyesi gençlere, ''Biliyorum ki her biriniz en az Türkiye büyüklüÄŸünde düÅŸünüyorsunuz; biliyorum ki bu millete, bu ülkeye, bu memlekete, bu vatana, bu topraklara, 73 milyon insanımıza karşı büyük bir sorumluluk duygusu içindesiniz'' diyen ErdoÄŸan, gençlerin duygularının ve düÅŸüncelerinin bütünlük içinde olmasını istedi. ErdoÄŸan, ÅŸöyle devam etti:



''Birileri tahriklerle, kışkırtmalarla, yara açmak için konuÅŸabilir ama siz daima birlik ve beraberliÄŸimizi, kardeÅŸliÄŸimizi derinleÅŸtirmelisiniz. Birileri marjinal düÅŸünebilir, önyargılarının mahkumu olabilir ama siz daima meÅŸruiyet çizgisinden ayrılmamak ve istikamet üzre olmak durumundasınız çünkü siz, emrolunduÄŸunuz gibi dosdoÄŸru olmalısınız. AK gençliÄŸin eli taÅŸ, molotof kokteyli, kasatura, döner bıçağı veyahut da yumurta sallayan el deÄŸil; sizin elleriniz kalem tutar, sizin elleriniz bilgisayarın tuÅŸlarında dolaşır, AK gençlik budur. Siz, 'müsademe-i efkardan barika-i hakikat doÄŸar' anlayışıyla hareket eden bir gençliksiniz. Yani siz fikirlerle, düÅŸünceleri tokuÅŸturtarak, onları yarıştırarak bir yere ulaşılabileceÄŸini bilen bir gençliksiniz. Biz bu ülkenin, bu vatanın bütün renklerine, bütün desenlerine birlik ve kardeÅŸlik esasıyla bakıyoruz.''



Toplumun tüm taleplerine, ihtiyaçlarına karşı duyarlı olduklarını, daima da böyle olacaklarını ifade eden ErdoÄŸan, 8 yıllık iktidarlarında derdi, yarası, sorunu olan hiçkimsenin meselesine duyarsız kalmamaya gayret ettiklerini dile getirdi. ErdoÄŸan, ''Eksiklerimiz yok mu, vardır ama baÅŸta gençlik olmak üzere, eÄŸitim olmak üzere elimizden geleni bu noktada yaptık, yapıyoruz ve daha iyisini de yapacağız'' dedi.



-''AKİF, ASIM'IN NESLİNE İNANDI, SİZE İNANDI''-



BaÅŸbakan ErdoÄŸan, sabırlarının en çok zorlandığı zamanlarda bile sorumluluklarının hiçbirini zamana yaymadıklarını, sorunları sümenaltı etmediklerini belirterek, ''İstiklal Marşımızın temsil ettiÄŸi manadan Akif'in bizi teÅŸvik ettiÄŸi çalışma azminden, Cumhuriyetimizin ideallerinden hiç ÅŸaÅŸmadık ve ÅŸaÅŸmayacağız'' diye konuÅŸtu.



Mehmet Akif'in, gezip gördüÄŸü bir coÄŸrafyaya iliÅŸkin ''Örümcek baÄŸlamış, tütmez ocaklar / Yanmış ormanlar, ekinsiz tarlalar / Ot basmış evler, küflü harmanlar / Ipıssız aÅŸiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar / Mesaisiz sabahlar, fikri ferda bilmez sabahlar'' dizelerini okuyan ErdoÄŸan, daha sonra yine Mehmet Akif'ten, ''Ya Rab, bu uÄŸursuz gecenin yok mu sabahı? MahÅŸerde mi biçarelerin yoksa felahı'' diye baÅŸlayan ÅŸiirini okudu.



ErdoÄŸan, ''Bu manzaraya, bu serzeniÅŸe raÄŸmen hiç umudunu kaybetmedi Akif; Asım'a inandı, Asım'ın nesline inandı, size inandı. GeleceÄŸe iliÅŸkin hep güzel umutlar besledi'' dedi.



Büyük mesafeler aldıklarını, yenilmesi imkansız görünen sorunları aÅŸtıklarını, hukuk içinde, meÅŸruiyet kanallarını geniÅŸlettiklerini, Türkiye demokrasisini, önündeki engelleri aÅŸarak, ileri demokrasi haline getirdiklerini anlatan ErdoÄŸan, 73 milyon vatandaşın, ileri demokrasiyle, özgürlüklerle, adaletle, kalkınmayla, emekle, üretimle, alın teriyle alınan bu mesafeden yararlandığını ifade etti.



BaÅŸbakan ErdoÄŸan, yeni açılan 80 üniversiteyle Türkiye'deki üniversite sayısının 156'ya yükseldiÄŸini, üniversitenin bulunmadığı ilin kalmadığını ifade ederek, geçmiÅŸte lise mezunlarının yaklaşık yüzde 30'unun üniversiteye gidebilirken, ÅŸimdi bu oranın yüzde 44'e ulaÅŸtığını bildirdi. ErdoÄŸan, hedeflerinin ise her isteyenin üniversiteye gidebilmesi olduÄŸunu vurguladı.



Yeni açılan 160 bin derslikle Türkiye'nin eÄŸitimine en büyük yatırımı yaptıklarını belirten ErdoÄŸan, Cumhuriyet tarihindeki 79 senede 6 bin 100 kilometre yol yapılırken, kendilerinin 8 yıllık iktidarında 12 bin 330 kilometre yol yapıldığını anlattı.



Hedeflerinin Cumhuriyetin 100. yılında 15 bin kilometre daha yol yapmak olduÄŸunu söyleyen ErdoÄŸan, ''Vatandaşım artık ülkenin neresine giderse gitsin, bu gayet güzel yollarda seyahat etme imkanı bulacak. Trafik kazalarının minimize olduÄŸu bir ülke'' dedi. Toplu konut çalışmalarına deÄŸinen ErdoÄŸan, 470 bin toplu konutun 340 bininin sahiplerine teslim edildiÄŸini kaydetti. Hedefin 500 bin konut olduÄŸunu bildiren ErdoÄŸan, buna ulaşılmasının ardından yeni bir hedef belirleyeceklerini dile getirdi.



-''TÜRK DEĞİL, ARNAVUT AMA AKİF'İN İSTİKLAL MARÅžIYLA..''-



SaÄŸlık, adalet, emniyet alanındaki bazı çalışmalar hakkında bilgi veren ErdoÄŸan, emniyet ve huzur ortamıyla Türkiye'nin umudunu çoÄŸalttıklarını, dünyanın itibarlı, güçlü bir ülkesi konumuna yükselttiklerini söyledi. ErdoÄŸan, ÅŸöyle konuÅŸtu:



''Çünkü Asım'a, Asımlara bu yakışır. Buradan sadece daha çok demokrasiye, daha çok adalete, daha çok özgürlüklere, daha çok paylaşıma, daha derinleÅŸmiÅŸ bir kardeÅŸlik ve huzur iklimine gidilecektir. Türküz, Kürdüz, Lazız, Çerkeziz, Abazayız, Gürcüyüz ne fark eder? Bizi Allah yarattı, yaratılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz biz. Kimseye 'sen niye Türksün' diyemeyiz, 'sen niye Kürtsün, sen niye Gürcüsün, Abazasın, Arnavutsun' diyemeyiz. İşte Akif... Türk deÄŸil, Arnavut ama Akif'in İstiklal Marşıyla, onun o milli marşıyla bu millet ayaÄŸa kalktı, bu millet KurtuluÅŸ destanını yazdı. Kimse bizim aramıza nifak tohumları ekmesin. Her zaman söylüyorum; biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşılığı üst kimliÄŸinde biriz beraberiz ama altta kimlikler var; zaten zenginlik o. Bizim medeniyetimizde kesrette vahdet vardır. Farklılık, çokluk ve onların birleÅŸtiÄŸi tek nokta. Asıl zenginlik budur zaten. Biz bunu baÅŸaran bir milletiz. Bizim medeniyetimiz böyle. Öyleyse niçin bizim aramıza nifak sokmaya çalışıyorlar? Bu kirli bir tezgah, kirli bir oyun.



Bizim gençliÄŸimiz, bu harekete gönül verenler asla bu oyuna gelmedi, yine gelmeyecek. Fitne, hiç bir zaman muradına eremeyecektir. Nifak bizde netice alamayacaktır. Provokatörler, bundan böyle huzur iklimini sabote edemeyeceklerdir. Dün söyledim, yine söylüyorum: Bizim resmi dilimiz tektir, Türkçe'dir ama benim ülkemde Kürt kardeÅŸim Kürtçeyi kendi arasında rahatlıkla konuÅŸabilir, Laz kardeÅŸim konuÅŸabilir, BoÅŸnak konuÅŸabilir, Abaza, Gürcü hepsi konuÅŸabilir, Arnavut konuÅŸabilir. Bunlar zenginlik, bırakın konuÅŸsunlar. Kurs kuracaklar, kursunlar. Üniversitelerimizde bakın bölümler açılıyor. Bunlar bizim dönemimizde açılıyor. Buyurun, iÅŸte TRT ÅžeÅŸ. Devlet bir kanalını tamamen bu iÅŸe tahsis etti. 24 saat Kürtçe yayın yapılıyor. Bir baÅŸka kanal sürekli Arapça yayın yapılıyor.''



Kültür ve Turizm Bakanlığının bugünün diline tercüme ederek bazı eserler yayınlamaya baÅŸladığını kaydeden ErdoÄŸan, ''Bu eserleri, bugünün diline tercüme etmek suçtu bu ülkede. Bu iktidar bunları baÅŸardı. Bunu nasıl görmezden gelirsin. Cezaevinde annesiyle kendi anadilini konuÅŸamıyorlardı. Biz onun da önünü açtık, yasağı kaldırdık. 'Nasıl konuÅŸamaz ya konuÅŸacak' dedik. Bunları görüyorlar, biliyorlar ama buna raÄŸmen hala farklı yere, farklı tuzaklar, tezgahlar kurmak suretiyle bu iÅŸi çekmek istiyorlar. Bu oyuna gelmeyeceÄŸiz. Bütün vatandaÅŸlarımız için, sonuna kadar 780 bin kilometrekarelik bu vatan topraklarını biz kimseye ameliyat etmesine fırsat vermeyiz. Herkes insanca yaÅŸayacak bu topraklarda, kardeÅŸçe. Hiçbir ayrım asla düÅŸünülemez. Onun için de batı bizim için neyse doÄŸu da o, kuzey neyse güney de o'' diye konuÅŸtu.



-''BU MİRASA, GÖZÜMÜZ GİBİ SAHİP ÇIKACAÄžIZ''-



DoÄŸu'nun, GüneydoÄŸu'nun makus talihini tersine çevirdiklerini söyleyen ErdoÄŸan, kimseyi kendileri gibi düÅŸünmeye, kendileri gibi yaÅŸamaya deÄŸil meÅŸruiyet çizgisinde olmaya çağırdıklarını ve dayatmalardan yana olmadıklarını ifade etti.



Mehmet Akif Ersoy'un, İstiklal Marşı'na iliÅŸkin tartışmaların yapıldığı bir dönemde, ''O ÅŸiir bir daha yazılmaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için, o günleri görmek, yaÅŸamak lazım. O ÅŸiir artık benim deÄŸil, milletin malıdır. Benim millete en kıymetli hediyem budur. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın'' sözlerini söylediÄŸini anımsatan ErdoÄŸan, ''Bu mirasa gözümüz gibi sahip çıkacağız. O destana, o büyük zafere, o büyük zaferin ardından kurulan cumhuriyete daima sahip çıkacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu yarışmayı yaptırıp, neticesini ortaya koyduÄŸu zaman, ilan ettiÄŸi zaman, Meclis defalarca, hepsi hüngür hüngür aÄŸlayarak, bunu dinlemiÅŸlerdi. Neden? Çünkü bu sanal deÄŸildi. Bu gönülden gelerek, yaÅŸanarak yazılmıştı. Onun için bir daha yazılmaz. İşin gerçeÄŸi bu. Ruhun ÅŸad olsun Mehmet Akif, Allah rahmet eylesin'' dedi.



Başbakan Erdoğan, konuşmasını, İstiklal Marşının son kıtasını okuyarak tamamladı.



AK Parti Gençlik Kolları BaÅŸkanı Fatih Åžahin de hiçbir komplekse ve önyargıya izin vermediklerini belirterek, ''Tevfik Fikret de bizimdir, Mehmet Akif de Nazım Hikmet de bizimdir, Necip Fazıl da'' dedi. Mehmet Akif'e sahip çıkmak kadar, onun fikriyatına da sahip çıkmanın önemli olduÄŸunu kaydeden Åžahin, bu fikriyatı yaÅŸamanın, yaÅŸatmanın ve geleceÄŸe taşımanın taşıdığı öneme deÄŸindi.



Programda, Mehmet Akif Ersoy'un bazı ÅŸiirleri, partililer tarafından seslendirildi. AK Parti KırÅŸehir Milletvekili Abdullah Çalışkan da Mehmet Akif'in ''Bülbül'' isimli ÅŸiirini okudu.



AA



Merhum İstiklal Marşı Åžaiirimiz Mehmet Akif Ersoy'u doÄŸum yıldönümü

sebebiyle rahmetle yad ediyoruz.Allah gani gani rahmet etsin,mekanı cennet

olsun. (20 Aralık 1873- 27 Aralık 1936)



Çanakkale Åžehidlerine




Åžu BoÄŸaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eÅŸi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beÅŸi,



- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,



Ne hayasızca tehaÅŸÅŸüd ki ufuklar kapalı!

Nerde-gösterdiÄŸi vahÅŸetle "bu: bir Avrupalı"



Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi

Varsa gelmiÅŸ, açılıp mahbesi, yahut kafesi!



Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beÅŸer

Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahÅŸer mahÅŸer.



Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,

Osrtralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada!



Çehreler baÅŸka, lisanlar, deriler rengarenk.

Sade bir hadise var ortada : VahÅŸetler denk.



Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...

Hani tauna da zuldür bu rezil istila...



Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,

Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,



Kustu MehmetçiÄŸin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrarı! hayasızcasına,



Maske yırtılmasa halâ bize affetti o yüz...

Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.



Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,

Öyle müthiÅŸ ki: Eder her biri bir mülkü harab.



Öteden saikalar parçalıyor afakı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;



Bomba ÅŸimÅŸekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göÄŸsünün üstünde o aslan neferin.



Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.



Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer

O ne müthiÅŸ tipidir: Savrulur enkaaz-ı beÅŸer...



Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.



Saçıyor zırha bürünmüÅŸ de o namerd eller,

Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.



Veriyor yangını, durmuÅŸ da açık sinelere,

Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.



Top tüfekten daha sık, gülle yaÄŸan mermiler...

Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!



Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'a mı göÄŸsündeki kat kat iman?



Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?

Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.



Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,

BeÅŸerin azmini tevkif edemez sun'-i beÅŸer;



Bu göÄŸüslerse Huda'nın ebedi serhaddi;

"O benim sun'-i bediim, onu çiÄŸnetme" dedi.



Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiÅŸ gerçek:

İşte çiÄŸnetmedi namusunu, çiÄŸnetmeyecek.



Åžuheda gövdesi, bir baksana, daÄŸlar, taÅŸlar...

O, rukü olmasa, dünyaya eÄŸilmez baÅŸlar,



Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilal uÄŸruna, ya Rab, ne güneÅŸler batıyor!



Ey, bu topraklar için topraÄŸa düÅŸmüÅŸ, asker!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı deÄŸer.



Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...

Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.



Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?

"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.



Herc ü merc ettiÄŸin edvara da yetmez o kitab...

Seni ancak ebediyetler eder istiab.



"Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına;

Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;



Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;

Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;



Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;

Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;



Sen bu avizenin altında, bürünmüÅŸ kanına;

Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,



Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;



Tüllenen maÄŸribi, akÅŸamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.



Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,



Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...

Sen ki, İslam'ı kuÅŸatmış, boÄŸuyorken hüsran,



O demir çemberi göÄŸsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;



Sen ki, a'sara gömülsen taÅŸacaksın... Heyhat,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...



Ey ÅŸehid oÄŸlu ÅŸehid, isteme benden makber,

Sana aÄŸuÅŸunu açmış duruyor Peygamber.



                                      Mehmet Akif Ersoy





 


Etiketler:
Bu haber toplam 262 defa okundu
YAZARLAR