ÇÖP KAMYONLARINDAN UZAK DURUN
ÇÖP
KAMYONLARINDAN UZAK DURUN
Ömrümüzün en güzel yıllarını uğruna pervasızca
harcadığımız ve gözümüzde sonsuz bir
ışıldama bırakan süsleri ile dünya, bize güle güle diyeceği günler gelmeden ne
yaptığımızı düşünmemiz gerekir. Tüm hırsımızla bağlı olduğumuz, berrak güneş
ışığı ile dünya aklımızı başımızdan almakta bizi kendine kul köle yapmaktadır. Öyle
ki ölümcül bir hastalığa yakalandığımız bir anda bile sıkı sıkıya bağlı
olduğumuz işimiz ve yaptığımız anlaşmaların sonuçları bizi adeta yaşamaya davet
eder. Ölüm ve ötesi hiç aklımıza gelmez. Falan ticaretten gelecek olan kâr bizi
ölümden çok uzaklara götürür. Zihin gider gitmesine ama ruh bedenden ayrılınca
tüm hayaller kaybolur. Artık sessiz ve nefessiz bir beden vardır yatakta. Tabi
yatakta herkesin özlemini çektiği bir ölüm halinde isek.
Her hallerine üzüldüğümüz veya sevindiğimiz evlatlarımız, bir
taraftan ince bir kâğıt mendille gözlerindeki usulen boşalan gözyaşlarını
silerken, diğer yandan üç günlük taziye sürecinin bitmesini beklerler. Artık
hesap günü gelmiştir. Siz mezarda –elinize geçmişse- hesap verirken, onlar
paylaşım mücadelesi içine girerler.
Dün bir haber okudum. Kısa bir manşet: miras anlaşmazlığı
iki ölü! Adam öldürmek artık toplumumuzda öyle bir hale gelmiş ki sanki bir
tavuk kesiliyor. Sabahtan akşama kadar küçük büyük demeden tüm çocuklar ve
gençler bilgisayar başında adam öldüren oyunlarla meşguller. Öyle oluyor ki
beyin adam öldürmekte bir standart yakalıyor. Bıçak, silah ve diğer kesici
aletler her gencin kemer altına saklanmış duruyor. Öfke kontrolsüz bir şekilde
hemen patlayıveriyor. Oyunların verdiği kolay öldürme bilinci devreye giriyor.
Silahlar patlıyor, bıçaklar çekiliyor. Öfke patlaması yaşanıyor. Bir tarafın
sessiz kalması ya da özür dilemesini becermesi gerekir. Her iki tarafta öfke
ile hareket edince toplumda güçlü olan hâkimiyeti kurulmaya çalışılıyor. Her
güçlü olan ya da çok bağıran haklı imiş gibi bir algı oluştuğundan herkes
bağırıyor.
Mesele, öfke halinde, hele hele haklı iken sakin
kalabilmektedir. Sorunların sükûnetle çözüldüğü, insanların bir birini
dinleyerek daha rahat anlaştığı, karşılıklı özür ve kabullenme ile barış ve
huzurun geldiği çok bariz bir şekilde orda iken, gözü kararmış bir şekilde
olayların öncesi ve sonrasını düşünmeden araştırmadan öfkenin baldan tatlı
kapsayıcı duygusuna kapılmak toplumun tüm kesimlerine zarar vermektedir.
Trafikte rastlanılan araçtan inip hışımla kavga başlatanlar,
yan baktın kavgaları, kimse bana bunu diyemez ayakları, burada benim düdüğüm
öter palavraları, mirastan en iyi yerleri ve geliri kapma sevdaları, namus
davasına dönüştürülen ufak tefek insani ve kültürümüzün bir parçası olan baş
okşamalar ile ilgili dokunuşlar… ve tüm bunların neticesinde ben ben diye
bağrışmalar…
Biraz durun ve düşünün: Başı ne idi, sonu ne olacak? Kim kârlı,
kim kârsız olacak?
Örneğin geçen gün yaşadığım bir olayı anlatayım size. Sakin
kalmanın sonuçlarını iyi belleyin.
Arabamla ara sokaktan çıkıyorum. Ana yoldan gelenin
üstünlüğü var bunu biliyorum. Soluma baktım. Geçebileceğim uzaklıkta gelen bir
araç var, yol temiz. Çıkabilirim. Hareket ettim. Sağ şeritten hafiften döndüm.
Sol şerit boş. Araç hızlı gelse bile soldan geçebilir. Yola devam ediyordum ki,
bir motosikletli genç önümde durdu. Ağzı köpürüyor sövmekten. Meğer hızlı bir
şekilde aracın solundan geçmiş ben ona çarpacakmışım gibi tehlike atlatmış.
Ortada kaza yok, belki tehlikeli bir durum oluşmuş. Hışımla bana yaklaştı.
Ağzından çıkanı kulağı duymuyor, eminim. Kapıyı açıp insem, ya da ben de
bağırsam sonu belli olmayan bir durum yaşanacak adım gibi eminim. Camı hafif
araladım ve ne kadar özür belirten cümle varsa sarf ettim. O kudurmuş köpek
gibi olan genç bir anda sakinleşti. Sinirleri geçti. Yumruklarını açtı ve
motosikletine döndü bindi gitti. Bense sakin kalmanın verdiği şaşkınlıkla bir
belanın başımdan def edilmesinin verdiği huzurla aracımı kullanmaya devam
ettim. Belki haklı belki haksızdım bilmiyorum ama sakin kalmanın verdiği
belanın başından def edilmesi hadisesini yaşamış olmanın iç huzuru ile eve
döndüm.
Birinden duymuştum, böyle öfke ile hareket edenlere “çöp
kamyonu” derdi. Trafik, akşama kadar çöpünü dolduran ve boşaltacak yer arayan
böyle “çöp kamyonu insanlarla” doludur. Öyle ise, aman ha, siz, siz olun bu
kamyonlar, çöpünü üzerinize boşaltmadan oradan uzaklaşın.
Hüseyin KAYA
27.01.2026

Türkçe
English




