Sizde Bağışçı Olun: Bir bağışta siz yapın

  • X
  • ÇÖP KAMYONLARINDAN UZAK DURUN

    27 Ocak 2026 100

    ÇÖP KAMYONLARINDAN UZAK DURUN

     
    ÇÖP KAMYONLARINDAN UZAK DURUN
    Ömrümüzün en güzel yıllarını uğruna pervasızca harcadığımız  ve gözümüzde sonsuz bir ışıldama bırakan süsleri ile dünya, bize güle güle diyeceği günler gelmeden ne yaptığımızı düşünmemiz gerekir. Tüm hırsımızla bağlı olduğumuz, berrak güneş ışığı ile dünya aklımızı başımızdan almakta bizi kendine kul köle yapmaktadır. Öyle ki ölümcül bir hastalığa yakalandığımız bir anda bile sıkı sıkıya bağlı olduğumuz işimiz ve yaptığımız anlaşmaların sonuçları bizi adeta yaşamaya davet eder. Ölüm ve ötesi hiç aklımıza gelmez. Falan ticaretten gelecek olan kâr bizi ölümden çok uzaklara götürür. Zihin gider gitmesine ama ruh bedenden ayrılınca tüm hayaller kaybolur. Artık sessiz ve nefessiz bir beden vardır yatakta. Tabi yatakta herkesin özlemini çektiği bir ölüm halinde isek.
    Her hallerine üzüldüğümüz veya sevindiğimiz evlatlarımız, bir taraftan ince bir kâğıt mendille gözlerindeki usulen boşalan gözyaşlarını silerken, diğer yandan üç günlük taziye sürecinin bitmesini beklerler. Artık hesap günü gelmiştir. Siz mezarda –elinize geçmişse- hesap verirken, onlar paylaşım mücadelesi içine girerler.
    Dün bir haber okudum. Kısa bir manşet: miras anlaşmazlığı iki ölü! Adam öldürmek artık toplumumuzda öyle bir hale gelmiş ki sanki bir tavuk kesiliyor. Sabahtan akşama kadar küçük büyük demeden tüm çocuklar ve gençler bilgisayar başında adam öldüren oyunlarla meşguller. Öyle oluyor ki beyin adam öldürmekte bir standart yakalıyor. Bıçak, silah ve diğer kesici aletler her gencin kemer altına saklanmış duruyor. Öfke kontrolsüz bir şekilde hemen patlayıveriyor. Oyunların verdiği kolay öldürme bilinci devreye giriyor. Silahlar patlıyor, bıçaklar çekiliyor. Öfke patlaması yaşanıyor. Bir tarafın sessiz kalması ya da özür dilemesini becermesi gerekir. Her iki tarafta öfke ile hareket edince toplumda güçlü olan hâkimiyeti kurulmaya çalışılıyor. Her güçlü olan ya da çok bağıran haklı imiş gibi bir algı oluştuğundan herkes bağırıyor.
    Mesele, öfke halinde, hele hele haklı iken sakin kalabilmektedir. Sorunların sükûnetle çözüldüğü, insanların bir birini dinleyerek daha rahat anlaştığı, karşılıklı özür ve kabullenme ile barış ve huzurun geldiği çok bariz bir şekilde orda iken, gözü kararmış bir şekilde olayların öncesi ve sonrasını düşünmeden araştırmadan öfkenin baldan tatlı kapsayıcı duygusuna kapılmak toplumun tüm kesimlerine zarar vermektedir.
    Trafikte rastlanılan araçtan inip hışımla kavga başlatanlar, yan baktın kavgaları, kimse bana bunu diyemez ayakları, burada benim düdüğüm öter palavraları, mirastan en iyi yerleri ve geliri kapma sevdaları, namus davasına dönüştürülen ufak tefek insani ve kültürümüzün bir parçası olan baş okşamalar ile ilgili dokunuşlar… ve tüm bunların neticesinde ben ben diye bağrışmalar…
    Biraz durun ve düşünün: Başı ne idi, sonu ne olacak? Kim kârlı, kim kârsız olacak?
    Örneğin geçen gün yaşadığım bir olayı anlatayım size. Sakin kalmanın sonuçlarını iyi belleyin.
    Arabamla ara sokaktan çıkıyorum. Ana yoldan gelenin üstünlüğü var bunu biliyorum. Soluma baktım. Geçebileceğim uzaklıkta gelen bir araç var, yol temiz. Çıkabilirim. Hareket ettim. Sağ şeritten hafiften döndüm. Sol şerit boş. Araç hızlı gelse bile soldan geçebilir. Yola devam ediyordum ki, bir motosikletli genç önümde durdu. Ağzı köpürüyor sövmekten. Meğer hızlı bir şekilde aracın solundan geçmiş ben ona çarpacakmışım gibi tehlike atlatmış. Ortada kaza yok, belki tehlikeli bir durum oluşmuş. Hışımla bana yaklaştı. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor, eminim. Kapıyı açıp insem, ya da ben de bağırsam sonu belli olmayan bir durum yaşanacak adım gibi eminim. Camı hafif araladım ve ne kadar özür belirten cümle varsa sarf ettim. O kudurmuş köpek gibi olan genç bir anda sakinleşti. Sinirleri geçti. Yumruklarını açtı ve motosikletine döndü bindi gitti. Bense sakin kalmanın verdiği şaşkınlıkla bir belanın başımdan def edilmesinin verdiği huzurla aracımı kullanmaya devam ettim. Belki haklı belki haksızdım bilmiyorum ama sakin kalmanın verdiği belanın başından def edilmesi hadisesini yaşamış olmanın iç huzuru ile eve döndüm.
    Birinden duymuştum, böyle öfke ile hareket edenlere “çöp kamyonu” derdi. Trafik, akşama kadar çöpünü dolduran ve boşaltacak yer arayan böyle “çöp kamyonu insanlarla” doludur. Öyle ise, aman ha, siz, siz olun bu kamyonlar, çöpünü üzerinize boşaltmadan oradan uzaklaşın.
    Hüseyin KAYA
    27.01.2026
     
    Telefon
    WhatsApp