Sizde Bağışçı Olun: Bir bağışta siz yapın

  • X
  • FISTIÇININ REHBER KİTABI HAZIR

    27 Kasım 2023 393

    FISTIÇININ REHBER KİTABI HAZIR

     

     

     
     
    Yazarlar
    Uz. Öğrt. Hüseyin KAYA
     
    Dr. Sadık YETİM
     
    2022
     
    Kapak ve Grafik Tasarım
    Mehmet AKBAŞ
     
    Editor: Hüseyin KAYA – Sadık YETİM
    Basım Evi: Ahmet Nazmi Türkeri (Elif Matbaası)
    İSBN: 978-625-00-9368-9
    Sertifika No: 49127
     

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    KATKILARINDAN DOLAYI MER-DER YÖNETİMİNE TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNARIZ
     
     

    İçindekiler
     

     

     

     
     

    ÖNSÖZ

    Değerli Üreticilerimiz,
    12 bin yıllık tarihi ile tarihin sıfır noktası ve insanlık tarafından ilk tarımın yapıldığı yer olarak bilinen Göbeklitepe’nin keşfi tüm dikkatleri Şanlıurfa’nın üzerine çekmiştir. Dünyanın takip edilebilen yazılı tarihinin başlangıcı olan Şanlıurfa’nın, aynı zamanda Türkiye’nin tahıl, meyve ve sebze üretim merkezi olduğu ve tarıma dayalı ekonomisi ile birçok ili geride bıraktığı aşikârdır.
     
    Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi olarak tarıma verdiğimiz destek ile her zaman çiftçilerimizin yanında olduğumuzu birçok kere sunduğumuz çeşitli desteklerle gösterdik. Bizim için önemli olan Şanlıurfalı üreticilerimizin, tarımsal üretimde hedeflerine ulaşması, tarıma dayalı sanayide ve kırsal kalkınmada gelişme göstererek tarım ürünlerinin ihracatında da hak ettiği yeri almasıdır.
     
    Günümüzde artan nüfusa ilave olarak pandeminin etkisi ile tarım ve gıda ürünlerine olan taleplerin giderek arttığı görülmektedir. Birim alanda tarımsal üretimin arttırılması ve kalitesinin yükseltilebilmesi için, tarım teknolojilerinin kullanılması, gübreleme, sulama, ilaçlama ve diğer tarımsal işlemlerin bilinçli ve profesyonel bir şekilde yapılması ve verilen desteklerden en iyi şekilde yararlanılması gerekir. Bu kitap, fıstık üreticimize profesyonel bir rehber olacaktır.
     
    Şanlıurfa’da fıstık üretimi, komşularımız Gaziantep ve Siirt illerinden fazla olduğu halde, fıstık, gerek üretim miktarında gerekse işlenmesi ve pazarlanması alanında yeterli bir şekilde gelişme gösterememiştir. Bu nedenle MER-DER’in de katkıları ile fıstık üreticilerimize rehber olarak hazırlanmış olan “Fıstıkçının Rehber Kitabı” adlı eserin Büyükşehir Belediye başkanlığımızca basılması uygun görülerek siz değerli üreticilerimizin hizmetine sunulmuştur.
     
    Güneydoğunun incisi olan bu kadim şehrin başta tarım ve kırsal kalkınma olmak üzere her konuda gelişmesi ve kalkınması için Başkanlığımızın yaptığı bu çalışmanın ve diğer tüm hizmetlerin, hemşerilerimize, çiftçilerimize, üreticilerimize özellikle de fıstık yetiştiricilerimize kaliteli ve bol ürün elde etmelerine ve hayırlı kazançlar getirmesine vesile olmasını temenni ediyorum.
                                                          Av. Zeynel Abidin BEYAZGÜL
                                                  Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı

    GİRİŞ

    Fıstık Güneydoğu Anadolu bölgesinde, özellikle de Şanlıurfa, Gaziantep ve Siirt’te çok kıymetli bir tarım ürünüdür. Bu ürün kurak iklim şartlarına dayanıklı bir bitki olup, yapılan hizmetleri de karşılıksız bırakmayan değerli bir bitkidir. Genel itibari ile bir yıl tutup bir yıl tutmadığı (periyodisite), tutmadığı bilinen fıstık, gerekli bakım yapılması durumunda bir yıl çok, bir yıl da daha az ürün vermektedir. İyi bakım her yıl ürün almak demektir. Geleneksel bakımdan modern ve bilimsel bakıma geçmek, ürünün kalitesini ve verimini arttıracağından çiftçilerimizin elinin altında bulunmasına ihtiyaç duyulan bir başucu kitabı olması gerektiğine kanaat getirdik ve bu kitabı hazırlama ihtiyacı duyduk. Bu kitabın yazarları da fıstık bahçesi sahibidir ve atadan miras kalan fıstık bahçelerinin verimsizliğini görerek gerekli bakım ve hizmet yapıldığında fıstık ağaçlarının adeta sahibine gülümsediği ve bolca ürün verdiğini gördüklerinden,  gelenekselden moderne geçiş için bir kılavuz hazırlama ihtiyacı duymuşlardır.
    Mahsulün kalitesinin ve miktarının düşmemesi, hizmetin ihmal edilmemesine; budama, gübreleme, sulama, ilaçlama ve diğer tarımsal hizmetlerin en iyi şekilde yapılmasına bağlıdır. Bakımı iyi yapılan bir ağacın ömrü 700-800 yıla kadar uzayabilir ve her yıl ürün verir.
    Bu kitap hazırlanırken fıstık ile ilgili yazılmış ulaşabildiğimiz birçok bilimsel makale ve eser gözden geçirilmiş ve tarafımızdan da edinilen bireysel tecrübeler aktarılmaya çalışılmıştır.
    Pratik bilgiler vermeye çalıştığımız bu kitabın çiftçilerimize bol, bereketli, hayırlı ürünler elde etmesine vesile olmasını dileriz.
    Uz. Öğretmen Hüseyin KAYA                                                    Dr. Sadık YETİM
                                                                  
     
     
     
     
     

    I.BÖLÜM

    FISTIK (URFA FISTIĞI, ANTEP FISTIĞI)

    Bölgemizde son yıllarda ağaç sayısından ekili alana kadar ciddi artış yakalayan fıstık, başta Güneydoğu olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına yayılıyor. Çiftçiler, arazilerini “yeşil altın” olarak nitelendirdikleri fıstık bahçelerine çeviriyor. Maddi getirisinden dolayı yalnız Şanlıurfa, Gaziantep illerinde değil, Siirt ve Batman illerinde de yoğun bir şekilde ekimine başlanan fıstık son yılların en gözde ürünü olmuş durumda.
    Yıl içerisinde 2 defa toprak sürme, ilaçlama, çapalama ve budama gibi bir takım bakımları olan fıstık ağacı, belki biraz daha iyi bir bakımla çok iyi bir getiri sağlamaktadır. Örneğin 150 dönüm ekili fıstık bahçesi olan bahçe sahibi yılda 8 ile 10 ton arasında ürün alabilir.
    Yanlış uygulama teknikleri konusunda üreticileri bilgilendirmek, verim artışı konusunda yapılan çalışmalar ile ilgili üreticiye bilgi vermek için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bünyesinde görevlendirilen ziraat mühendislerinden faydalanmak gerekir.
    Ağacın meyve verme yaşını erkene çekebilmek ve rekolteyi artırmak için Tarım ve Orman Bakanlığı, Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü gibi kurumlar ortaklaşa bilimsel çalışmalar yapmıştır. Yapılan çalışmalar sonuç vermiş ve bölgede ilk ürün alma dönemi yaklaşık 20 yıl iken yedi yıla kadar düşmüştür. Eskiden 20 yılı bulan verim almadan dolayı" dede diker, torun yer" ve "zahmeti dedeye, fıstığı toruna" gibi yakıştırmalar yapılan fıstıkta ürün verme süresinin 7-8 yıla kadar düşmesi ile yakın zamana kadar ürün için sulama kullanmayan hatta bunun zararlı olduğuna inanan üreticiler, özellikle toprak altı sulama sistemleriyle rekoltelerini artırmıştır.[1]
    Sevilen kuruyemiş türlerinden biri olan ve hem lezzeti hem de sağlık için faydalarından dolayı halk arasında severek tüketilen fıstık, son yıllarda özellikle başta baklava olmak üzere tatlı ve şekerleme sektöründe yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandığından, giderek daha fazla tüketilmeye başlanan fıstık genetik yapısı itibarıyla peryodisitesi (bir yıl fazla, ertesi yıl ise daha az ürün vermekte olan bir meye türüdür.) Tam verim döneminde 50-60 kiloya kadar ürün verebilen fıstık ağacı, her bir dönüm arazide yaklaşık 15 fidan dikilerek yetiştiriliyor. Kimi araştırmalara göre 700-800 yıla kadar yaşayabiliyor.
    Fıstık (Pistacia Vera), sakız ağacıgiller familyasının yenilebilen kabuklu meyvesi olarak karşımıza çıkıyor. Bazı yörelerimizde şamfıstığı olarak bilinen Antep fıstığı, kuruyemiş olarak tüketilmesiyle beraber tatlı ve yiyecek sektörünün önemli kullanım malzemelerinden biridir.

    Antep fıstığı Tarihçe

    Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlükte  “Antep fıstığı, Antep fıstığıgillerin örnek bitkisi, yurdumuzda Şanlıurfa, Gaziantep ve Siirt bölgelerinde yetişen, 10 metre boya erişebilen, kışın yaprak döken bir ağaççık, Şam fıstığı (Pistacia vera).” Olarak tarif edilir. İç fıstığın rengi sarı yeşildir ve etrafı kirli kırmızı bir zar ile kaplıdır. En dışta etli bir kabuk vardır. Olgunlaşınca bu kısım genellikle kırmızı renk alır ve içteki sert kabuktan ayrılır.
    Kısaca tarihçesine bakalım:
    Antep fıstığı ağacının ana vatanı Orta Doğu ve Orta Asya'dır. Arkeolojik kanıtlar fıstığın M.Ö. 6750 tarihlerinde tüketilmiş olduğunu göstermektedir. Fıstığın günümüzde yetiştirilen formu ise Tunç Çağı kökenli olup, soyu Özbekistan'ın bulunduğu coğrafyaya dayanmaktadır.
    Ülkemizde yüksek getirisinden dolayı “yeşil altın” veya “altın ağacı” olarak da bilinen fıstık, yeşil içlidir. Pasta, dondurma ve tatlı Sanayinin önemli bir hammaddesidir. Ülkemizde yetişen Antep fıstıklarının çoğunlukla yeşil ya da sarı karışımı (gül iç) renkte olması ve damak tadı bakımından daha lezzetli olması, ona belirgin bir üstünlük kazandırmaktadır.
    Fıstık tutmuş Ağaçlar – Resim: Hüseyin KAYA
    “Fıstık ilk olarak Etiler’in yerleştikleri Güney Anadolu'da kültüre alınmıştır. Daha o çağlarda kral sofralarına girmiş olması iyi kültür çeşitlerinin bulunduğunu ve meyve değerinin bilindiğini gösterir. Plenchon, kültürünün çok eski olduğunu bildiriyor. Plinius fıstığın Roma'ya ilk kez milâdî birinci yüzyılda o zamanki Suriye Valisi Vitellius tarafından götürüldüğünü yazmıştır. Sonraları, oradan İspanya'ya geçmiştir. Böylece, fıstık, bir yandan Akdeniz bölgesinde İtalya, Sicilya, Güney Fransa, İspanya ve Kuzey Afrika'da yayılırken, öte yandan da yabani türlerinin yayıldığı İran, Afganistan ve Hindistan'da meyvelerinden yararlanılmakta idi. Fıstık kültürünün A.B. Devletlerinde başlaması ise 19.uncu yüzyılın ikinci yarısına rastlar. A. B. Devletlerinde bu meyve türünün yetiştirilmesine Birleşik Devletler İmtiyaz Ofisi tarafından değişik ülkelerden getirtilen fıstık meyveleri ile başlanmıştır. fıstık, dünyada kuzey ve güney yarı kürelerinin 30-45° paralellerinin uygun makroklimalarında yetişmektedir. Vavilov'un (1887-1943), genetik çalışan hemen herkesin yakından bildiği bir Sovyet bilim insanı) belirttiğine göre Antep fıstığının iki gen merkezi bulunmaktadır. Orta Asya Gen Merkezi: Hindistan'ın kuzeyi, Afganistan, Tacikistan, Pakistan Yakın Doğu Gen Merkezi: Anadolu, Kafkasya, İran, Türkmenistan ve Ülkemiz yakın doğu gen merkezi içerisinde yer almaktadır.”
    “Kültür kaynağı Güneydoğu Anadolu olan Antep fıstığı bu bölgede özel bir üretim merkezi yaratmıştır. 1940'lara kadar Antep fıstığı öteki ülkelerde ve memleketimizde Şam fıstığı adı ile tanınıyordu. Şam'da önemsiz miktarlarda üretilmesine rağmen ticaretinin bu memleket kanalıyla yapılması adının bu şekilde kullanılmasına sebep olmuştur. Kültürünün eksikliği ve üretiminin yoğunluğu dikkate alınarak ülkemizde Antep fıstığı adı kullanılmaya başlanmış ve yayılmıştır. Türkiye Antep fıstığı üretiminin yaklaşık % 94'ünü Güneydoğu Anadolu Bölgesi oluşturmaktadır. Bu bölgemiz, Antep fıstığının gen merkezi ve ilk kez kültüre alınan yer olması yanında, sahip olduğu kendine özgü ekolojik özellikleri nedeniyle, bu meyve türünün başarılı bir şekilde yetişmesine ve yayılmasına öncülük etmiştir.” [2]
    Fıstık, ülkemizde yoğun olarak Şanlıurfa, Gaziantep ve Adıyaman illerinde yetiştirilmektedir. Bu üç ilin toplam üretimi Türkiye üretiminin %87’sine karşılık gelmektedir. Güneydoğu Anadolu bölgesi Fıstığın en önemli üretim bölgesidir. Ege bölgesinin bazı bölgelerinde de fıstık yetiştiriciliği için uygun ekolojik koşulların olduğu gözlemlenmiş, buna bağlı olarak Aydın, Manisa, Muğla, Çanakkale ve İzmir çevresinde de fıstık yetiştiriciliği yapıldığı bildirilmiştir. Bunun yanı sıra, Karadeniz bölgesinin orman alanlarında doğal yayılış gösteren menengiçlerin aşılanarak, orman köylüsü için gelir oluşturulması çalışmaları da sürdürülmektedir. Türkiye’de çiftçi kayıt sistemine kaydedilen toplam Antep fıstığı üretim alanının illere göre dağılımında da Doğu ve Güneydoğu illeri başta gelmekte, ancak Manisa, Çanakkale, Aydın, İzmir, Mersin illerinde de önemli sayılabilecek düzeyde fıstık yetiştiriciliğinin yapıldığı görülmektedir.
    Maddi getirisinden dolayı hem GAP bölgesinde hem de ekolojik şartları uygun olan diğer bölgelerde fıstık yetiştiriciliği için çalışmalar devam etmektedir. Şanlıurfa’da son 10 yıl içinde özellikle batı, kuzey kesimlerde, kıraç bölgelerin büyük bir kısmı fıstık ağaçları ekilerek fıstık bahçelerine dönüştürülmüştür. Şanlıurfa’da yeşil altın olarak bilinen bu ağaç türünün kıymetinin bilinmesi ve ağaçların ürün kalitesinin arttırılması için profesyonel bahçecilik yapılması gerekir. Fıstık kendisine iyi bakan çiftçileri ihya eder.
    Bu kısa girişten sonra Şanlıurfa ili Antep fıstığı yerine Urfa fıstığı terimini kullansa da ulusal alanda Antep fıstığı olarak bilinen bu ürünü biz de yer yer fıstık, Antep fıstığı ya da Urfa fıstığı olarak anacağız.
    Fıstık 8-10 metreye kadar yükselen yayvan tür bir taç teşkil eder. Ancak genel taç şekline uymayan, nispeten dik taç oluşturan çeşitler de vardır.
    Gövde koyu gri renkli, özsuyu reçinelidir. Çok derine giden kökler, çok dallı ve az saçaklıdır.
    Dallar: Fıstıklarda çok yıllık dallar, gri renkli ve seyrektir. Bir yaşındaki sürgünlerde de renk, çeşitlere göre değişir. Bu meyve türünde başlıca üç dal şekline rastlanır.
    Odun dalları: Üzerinde yalnız odun (sürgün) gözleri bulunur. Ağacın büyümesini ve taç oluşumunu sağlar. Aşılama çalışmaları için kalemler, bu dallardan alınır.
    Meyve dalları: Uçlarında sürgün gözleri olup, büyümelerine bunlarla devam ederler.  Bu dalların yanlarında meyve gözleri bulunur. Bu dallar verimlilik bakımından çok önemli olduklarından, iyi korunmaları gerekir. Özellikle budama sırasında odun dalları ile meyve dallarının ayırımına çok dikkat edilmeli ve zorunlu olmadıkça meyve dalı kesimine gidilmemelidir.
    Karışık dallar: Bu dallar üzerinde hem sürgün hem de meyve gözleri bulunur, uçtaki tepegözün sürmesi ile dal büyümesini sürdürürken, yanlardaki sürgün gözlerinin sürmesi ile de, dal çıplaklaşmaz. Ayrıca bu gözlerin sürmesi ile yan dallar meydana gelir.
     
    Gözler: Fıstıkta gözler, yıllık sürgünler üzerinde o yılın ilkbahar aylarında oluşur. Tam şekillerini Haziran ayında alırlar.
    Odun (sürgün) ve meyve (çiçek) gözleri olmak üzere iki tip göz vardır.
    Odun gözleri, sürgünlerin tepesinde ve karışık dallarda olduğu gibi yanlarda bulunur. Dalların yan kısımlarında ve yaprak koltuklarında oluşan odun gözleri sürgünlerin tepesinde oluşan tepe tomurcuklarında daha da küçüktür. Odun gözleri, meyve gözlerine göre küçük ve sivricedir.
    Meyve gözleri (karagöz), çiçekleri oluşturan gözlerdir. Dişi ve erkek ağaçlardaki meyve (çiçek) gözleri, farklı görünümdedir. İri ve dolgun olup renkleri siyahımtıraktır.
    Dişi çiçekleri oluşturan gözler, erkek çiçekleri oluşturan gözlerden daha da siyahtır. Bu nedenle dişi çiçekleri ve daha sonra meyve salkımlarını oluşturacak olan bu gözlere, "karagöz" adı verilir. Karagözler çoğunlukla dalların yanlarında bulunur. Bu gözlere, ender olarak, tepe tomurcuğu olarak da rastlanır.
    Yapraklar: Bileşik olan yaprak, 3 - 5 (ender olarak 1-4 veya 7) yaprakçıktan oluşur, üç yaprakçık, yan yaprakçıklar kadar veya onlardan daha büyüktür. Yaprakların üst kısmı parlak yeşil, alt kısmı donuk renktedir. Yaprakçık şekilleri geniş mızraktan ovale kadar değişik olup, geniş tarafından sapçığa bitişiktir. Yaprakçık sayı, şekil ve renkleri çoğunlukla dişi ve erkek ağaçlarda farklılık gösterir. Yapraklar kışın dökülür.
    Çiçekler: Erkek ve dişi çiçekler, bileşik salkımlar üzerinde yer alır. Dişi ve erkek çiçeklerde taç yaprağı yoktur. Erkek çiçek salkımları sıkı yapılıdır. Dişi çiçek salkımları, erkek salkımlardan daha seyrek, daha uzun ve daha geniştir. Dişi ve erkek çiçekler bu özellikleri ile birbirinden farklılık gösterir ve alışık bir göz tarafından kolaylıkla tanınır.
    İyi Bir Erkek Ağaç
    • Periyodisite (Meyve ağaçlarının bir yıl çok verimli olup bundan sonraki yılda verimlerinin çeşitli derecelerde düşük olmasına periyodisite, alternans denir.) göstermemeli,
    • Dişi ağaçlarla çiçeklenme zamanı birbirlerine denk gelmeli,
    • Çiçeklenme süreleri uzun olmalı,
    • Dikine ve kuvvetli büyümeli,
    • Çiçek salkım sayıları fazla olmalı,
    • Çiçek salkımları büyük olmalı,
    • Bir salkımdaki çiçek tozu sayısı fazla olmalı,
    • Verim potansiyeli yüksek olmalı,
    • Çiçek tozu çimlenme oranları yüksek olmalı,
    • Doğa koşullarında çiçek tozlarının canlılık süreleri uzun olmalı.

    Dişi ve Erkek Ağaçların Birbirinden Ayırt Edilmesi

    Dişi ve erkek ağaçlan birbirinden kesin olarak ayırt etmek her zaman mümkün olmamaktadır. Özellikle genç yaştaki fidanlarda bu ayrımı yapmak, çoğunlukla mümkün de olmamaktadır.
    Dişi ağaçlarda taç sistemi yanlara doğru genişlemektedir. Dalcıklarla dallar arasındaki açı geniştir. Erkek ağaçlar, dişi ağaçlara göre daha büyük bir taç oluştururlar. Bu durumu, özellikle aynı yıl kurulmuş, eşit yaşlardaki dişi ve erkek ağaçlar arasında kolaylıkla gözlemek mümkündür. Ayrıca erkek ağaçlarda, dalcıklarla dallar arasındaki açı dar olup dikine gelişen bir taç sistemi oluşur. Erkek ağaçların dişi ağaçlardan daha büyük ve dikine gelişen bir taç oluşturmaları, çoğu zaman o kadar belirgindir ki, çok uzaklardan bile kolaylıkla fark edilir ve ayırt edilirler.
    Dişi ve erkek ağaçların yaprakçık sayı, şekil ve renkleri de birbirinden farklıdır. Dişi ağaçların yaprakları, genellikle 3-5, bazen 7 yaprakçıktan oluşur. Erkek ağaçların yaprakları ise daha çok 5 - 7 yaprakçıktan oluşur. Ender olarak, bir yaprağın üç yaprakçıktan oluştuğu erkek fertlere de rastlamak mümkündür. Erkek ve dişi ağaçların uç yaprakçığı çoğunlukla vardır. Bazen bir ağacın yaprakları arasında, uç yaprakçığı bulunmayan yapraklara rastlamak da mümkün olmaktadır. Dişi ağaçların yaprakları, erkek ağaçların yapraklarına göre daha oval şekilli ve iri yaprakçıklardan oluşur. Erkek ağaçların yaprakçıkları şekil olarak uzunca ve uçları sivricedir.
    Dişi ve erkek fertleri ayırmakta tomurcuklar daha doğru bilgiler verir. Ancak sürgün gözlerine bakarak, dişi ve erkek ağaçları birbirinden ayırt etmek, pek pratik olmamaktadır. Bu hususta en doğru karar, dişi ve erkek ağaçların meyve (çiçek) gözlerini karşılaştırarak verilir. Erkek ağaçlarda çiçek gözleri çok iridir. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse erkek ağaçların çiçek gözleri, dişi ağaçlarınkinden 2-3 kat daha iridir.
    Ayrıca erkek ve dişi ağaçlardaki çiçek gözleri sayısı da oldukça farklıdır. Erkek ağaçlardaki çiçek gözleri sayısı, dişi ağaçların üzerindeki çiçek gözleri sayısından çok fazladır. Sadece çiçek gözleri bakımından görülen bu farklılık çoğunlukla dişi ve erkek ağaçları yapraksız dönemde bile ayırt etmeye imkân verir. Öyle ki, yaprakların döküldüğü kış aylarında Antep fıstığı bahçelerine girildiğinde, erkek ağaçlarda çok fazla sayıdaki iri meyve gözleri, hemen dikkati çeker.
    Dişi ve erkek fıstık ağaçlarını ayırt etmede en doğru yargıyı çiçeklere bakarak verebiliriz. Erkek çiçek salkımları sıkı yapılıdır. Genel olarak 5-6 erkek organı (stameni) ihtiva eder. Çiçekler, çok kısa saplarla salkıma bağlanmıştır. Erkek çiçekte ipçikler çok kısadır. Başçıklar (anter) dörder bölmelidir ve çok sayıda çiçek tozu verir. Dişi çiçek salkımları, erkek salkımlardan daha seyrek, daha uzun ve daha geniştir. Dişi çiçekler de, erkek çiçeklerde olduğu gibi çok kısa saplarla salkıma bağlanmışlardır. İğne (styl), kısa olup üç parçalı olan dişicik tepesi (stigma), çiçek tozlarını tutacak şekilde pürüzlüdür. Yumurtalık, meyvenin şekline uygun olarak elips, yumurta biçiminde veya yuvarlaktır.
     
          
     
     

    II. BÖLÜM

     
    Bu bölümde fıstık yetiştiricilerinin bahçe hazırlama aşamaları ve ekim için takip edilmesi gereken bilgiler sunulacaktır. Bölgemizin en önemli ekonomik değeri yüksek, katma değerli ürünü olan fıstık bahçesi hazırlamak için bazı ön bilgilerin bilinmesinde fayda vardır. Bölgenin yeşil altınını elde etmek için altın değerinde kıymet bilmek gerekir. Sürekli bir bakım isteyen fıstık ağaçları, çok zahmetli bir aşamadan sonra ürün vermeye başlar. Ürün aldıktan sonra üretici emeğinin karşılığı aldığı için keyiflenir. Fakat bu keyif bedeli oldukça meşakkatlidir. İyi bir fıstık bahçesine sahip olmak, iyi ürün almak için aşağıda açıklayacağımız şartlarda bahçe hazırlanması ve daha sonraki bakımlarının da yine anlatıldığı şekilde zamanında ve gerektiği şekilde yapılması çok önemlidir.

    FISTIKTA BAHÇENİN HAZIRLANMASI

     
    Fıstık bahçesine dönüştürülecek tarlanın hazırlanma aşamasında en önemli işlem tarlanın yapısının iyi bilinmesidir. Eğim, toprak yapısı ve ulaşım kolaylığının göz önüne alınması gerekir.
    Fıstık her türlü tarlada yetişir; kıraç, meyilli, kireçli hatta verimsiz tabir edilen her tür topakta yetişir. En önemli özelliği iklim şartlarının uygun olmasıdır. Fıstık ağacı nemi ve soğuğu sevmez. Sıçak bölgelerde; Şanlıurfa, Gaziantep, Siirt (Siirt’te çoğunlukla Siirt fıstığı tabir edilen tür yetişir.) gibi iklim şartları karasal olan sıcak bölgelerde yetişir. Diğer bölgelerde de yetişen cinsleri varsa da verim oranı çok düşüktür.
    Fıstık için düz ve derin topraklı alanlarda ekim uygundur.  Bu alanlarda özelikle yapılan dikimlerde zamanında ve uygun teknikle yapılan sulama ile verim iki katına kadar çıkartılabilmektedir.
    Taban suyunun yüksek olduğu alanlarda –Suruç, Harran ovalarında pamuk ve mısır ekimi çok yapıldığından buralarda yeraltı suyu tabana yakındır- Fıstık ağacı ekilmemelidir; ekilse de drenaj kanalları açılmalı, fazla su tahliye edilmelidir. Fıstık ağacı suya dayanıklı bir ağaçtır. Çok su da ağacın kurumasına sebep olabilir.
    İlkbaharda soğuk havanın çöktüğü çukur alanlarda fıstık ağaçları iyi gelişmediğinden buralara mümkün mertebede ağaç ekilmemelidir.
    Bahçe hazırlığı aşamasında, ağaçlar arasında altı-sekiz metre olacak şekilde ayarlanıp ekilecek yerler belirlenir. Çukurlar insan gücü ya da makinelerle kazılabilir. Çukurlar en az 60 cm derinlikte olmalıdır.  Uygun fidan seçimi yapıldıktan sonra ekim aşamasına geçilir.
    Bölgemizde fidanlar buttum (bıttım), melengiç (menengiç), Atlantik sakızı türlerinden oluşur. En çok tercih edilen buttum (bıttım) dur. Buttum fidanı daha hızlı aşı tutar ve hızlı gelişir. Mümkünse Antep fıstığı bahçesinin hazırlanması ve ekimi, bakımı aşamalarında mutlaka profesyonellerden destek alınmalıdır.
     

    Fıstıkta Bahçesinin Tesisi

     
    Fıstık yetiştiriciliği uzun sıcak yaz günleri ve soğuk kış günleri olan bölgelerde ekonomik anlamda yapılabilmektedir. Fıstığın olgunlaşması ve gelişmesi için uzun süren sıcaklıklara ihtiyacı varıdır. Aynı şekilde  kışın da soğuklama ihtiyacı yüksek bir çeşittir. -15 °C  ve daha fazla soğuklarda meyve gözlerinde zarar görülebilmektedir. Mart sonu gibi uyanmaya başlayan fıstık ağaçları nisan sonuna doğru çiçek açmaktadır. Çiçek açtıktan sonraki mevsimsel hava koşulları meyve verimi açısından önem arz etmektedir. Bu dönemde görülen düşük sıcaklıklar çiçek ve genç yapraklara zarar vermektedir. Yeni tesis edilecek arazilerin soğuk hava akımı olmayan yerlere yapılması önerilmektedir. Çiçeklenme ve tozlaşma döneminde yağan yağışlar ise  erkek ağaçlardaki polenin dişi ağaçlara ulaşmasını ve döllenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.
    Arazide bitki ekim yerleri işaretlendikten sonra 40-50 cm genişliğinde ve 60-80 cm derinliğinde çukurlar kazılır. Tüplü veya köklü çöğür ekim için hazırlanır. Varsa yaralı dallar kesilir ve hafif bir kök budaması yapılır. Çukurların dibine mümkünse bir iki kürek yanmış ahır gübresi konur. Çöğür toprakla buluşturulur. Üstüne üç on beş gübre (15. 15. 15.) ile karıştırılmış bir iki kürek toprak atılır. Mutlaka can suyu verilmeli ve dikimden sonra yaz aylarında mutlaka en az iki kez sulanmalıdır. Aşılı fidan dikilecekse aşılanan kısım toprağın üstünde kalmalıdır.
    Dikim, sonbahar ve ilkbaharda yapılabilir. Kasım, şubat ve mart ayları dikim için idealdir. Dikilen fidanların üstü çok sıcak geçen Şanlıurfa, Gaziantep bölgelerinde mutlaka taşlarla evcik yapılarak gölgelendirme yapılmalıdır. Yağmurların kesildiği zamanlarda fidanların kökleri havalandırılmak için çapa yapılmalı varsa kenardaki otlar temizlenmelidir. Üç yıl yapılan bu hizmet sonrasında fidan kökü parmak kalınlığına geldiğinde topraktan yaklaşık otuz kırk santimetre yukarıdan aşılama yapılabilir.
    Bahçe verilen bu kısa bilgilerden sonra aşağıda belirtilen şekillerde fidan dikimi yapılarak tesis edilir.

    Tüplü Fidan Dikerek

    Bölgemizde en çok tercih edilen dikim şeklidir. Fidanların yaşama şansı daha yüksektir. Ocak sonundan başlayıp nisan sonuna kadar tüplü fidan dikimi yapılabilir. Fidan dikiminden sonra her on beş günde bir, yaklaşık bir kova (15-20) litre su verilmesi fidanın yaşamasına destek olur.  Sulama yapılamayacak koşullarda tüplü dikim yapılacaksa sonbahar aylarında dikim yapılması uygun olur. Tüplü fidanlar aşılı ve aşısız olabilir. Aşılı fidanlar iyi bir bakım ile beş-altı yılda verime gelir. Kuru koşullarda dikim yapılacaksa fidan aralıkları geniş tutulmalıdır. Dikim aralıkları kullanılan anaca görev 6-8 m arasında değişmektedir. Bu sistemde genellikle buttum (bıttım) veya Urfa fıstığı taneleri ekilerek çöğürden elde edilen fidanlar anaç olarak kullanılmakta olup 6x6, 7x7, 8x8 m mesafelerde dikilmektedir.

    Köklü Çöğür Dikerek (Tohumdan yetiştirilen küçük anaç fidan)

    Çöğür ekimi ile tesis edilen bahçelerde çöğür gelişimi daha geç olduğundan bölgemizde tavsiye edilen bir ekim yöntemi değildir. Kökleri açıktır. Bu köklerin yeniden toprak ile buluşturulup filizlenmesinin sağlanması tüplü fidanlara göre daha çok zaman aldığından tavsiye edilmemektedir. Maliyeti tüplü fidana göre daha düşüktür. Yaz aylarında en az iki defa sulanma ihtiyacı vardır. Geç aşıya gelir, gelişimi ağırdır.

    Doğrudan tohum ekerek

    Doğrudan tohum ekerek dikim yapılması istenirse çukurlar açılır ve her çukura en az üç tane anaç tohumu sonbaharda ekilir. Baharda bunlar en az biri bazen de her üçü de canlanır ve gelişir. Bunlardan en iyi gelişeni bırakılır ve diğerleri çekilir. Bu çöğürler kıraç ve susuz ortamlara dayanıklıdırlar. Sulanırsa çok daha iyi gelişir, sulanmasa da gelişimini tamamlar fakat gelişme süreci ağır olur.  Çöğürlerin gelişimine göre üç veya dört yıldan sonra aşılama yapılabilir. Tüplü dikim daha avantajlı olduğundan doğrudan ekim tavsiye edilmemektedir.

    Fıstık Dikim Yöntemleri

    Karışık Dikim Yöntemi

    Kuru ve sulu koşullarda dikim yapılırken bahçe hazırlığı birçok bahçede bir ağaç bir bağ olarak düşünülmektedir. Bir ağaç fidanı dikilmekte beş metre aralıkla bir bağ fidanı dikilmektedir. Ağaçlar gelişip meyve verene kadar yaklaşık on yıl geçmektedir. Bağ ise en geç üç yılda ürün vermektedir. Bu nedenle bahçe sahipleri fıstık yetişene kadar bahçeden üzüm ürünü almak ve masrafları en aza indirmek için bu ekim şeklini tercih ederler.  Fıstık ağaçları büyüyüp ürün vermeye başlayınca bağlar kökünden sökülür. Sökülen bağlardan sonra her ağacın arası yaklaşık on metre genişliğinde kalır ve bu iyi bir bahçe için tavsiye edilen mesafedir. Nitekim fıstık ağaçları yaşlandıkça dal budak verecek ve her biri en az beş metre dallarını dairesel olarak yayacaktır. Ağaçlar arasında mesafe olması hizmet(bakım) ve hasat için rahat olanaklar sunar. Mümkün olduğu kadar fıstık ağaçlarının arasına zeytin ağaçlarını ekmemek gerekir. Zira zeytin ağaçları ile fıstık ağaçların döllenme zamanları aynı olduğundan tozlanma ve döllenme olumsuz etkilenmektedir.

    Tekli Dikim Yöntemi                                       

    Her fidan arasına 6-8 metre mesafe bırakılarak dikim gerçekleştirilir. Fıstık fidanları arasına başka bir ağaç tipi fidanı ekilmez.


    Fıstıta Sulama

    Yağışla birlikte verim çağındaki fıstığın yıllık su ihtiyacı 750-800 litre arasındadır. Hazirandan başlayıp ağustos ayı sonuna kadar, o yılki yağışa ek olarak 20 gün ara ile sulama yapılması ve her sulamada 110-150 cm derinliğe kadar toprağın ıslatılması, fıstıkta gelişmeyi arttırıp periyodisitenin[3] kısmen önlenmesine etkili olmaktadır.
    Üreticilerin çoğu, sulama yapıldığı takdirde ağaçlarının kuruyacağını sanmaktadırlar. Antep fıstığı Araştırma Enstitüsü deneme bahçelerinde 25 yıldan bu yana sulama yapılmasına karşın, sulama kaynaklı ağaç kurumalarına rastlanmamıştır. Araştırma sonuçları Enstitü tarafından zaman zaman açıklanmış ve çiftçiler bu konuda bilinçlendirilmeye çalışılmıştır. Fakat sulama suyunun gövde ile temas etmemesi için de gerekli tedbirler alınmalıdır. Aksi durumda kök boğazı çürüklüğü zararından dolayı ağaçlarda kurumalar meydana gelebilmektedir. Suyun ağacın gövdesine değmeyecek şekilde, taç izdüşümünün dışına verilmesi durumunda herhangi bir zarar oluşumu görülmemektedir.
    Sulamada en verimli yöntem damlama ve yer altı sulamadır. Ark açılarak sulama yapmak hem iş gücü kaybına hem de su tüketimin israfına sebep olmaktadır.
    “Türkiye, dünya üzerinde kuraklığın sürekli olarak tehdit oluşturduğu yarı kurak bir kuşakta yer almaktadır. Geçmiş dönemlerde kuraklık ülkemizde büyük zararlara sebep olmuştur. Bu yüzden tarımsal ürünlerin fenolojik[4] devrelerinin ve iklim parametreleri ile olan ilişkisinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Nitekim bu çalışmada Antep fıstığı bitkisinin 2000-2010 yılları arasındaki fenolojisi 16 günlük periyotlar halinde incelenmiştir.
    Çalışmamızda, Antep fıstığı ile yağış arasındaki ilişkilere dair önemli sonuçlar elde edilmiştir. Antep fıstığı gerek Gaziantep gerekse Birecik istasyonu yağış verilerine göre yağıştan önemli ölçüde etkilenmektedir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, Birecik ve Gaziantep yağışlarının arttığı dönemlerde Antep fıstığının NDVI değerlerinin de yükseldiği tespit edilmiştir. Antep fıstığı bitkisinin bilhassa 2 ve 3 aylık toplam yağışlara istatistiksel olarak kuvvetli tepkiler vermiştir. Bu durum Antep fıstığı bitkisinin yağışlardan 2 ve 3 ay sonra yeşillendiğini, yetişme dönemine girdiğini göstermektedir. Ekstrem yağış dönemlerinden Antep fıstığının önemli ölçüde etkilendiği kurak ve nemli yıllardaki NDVI trendi izlenerek ortaya çıkartılmıştır.[5]

    Sulu Koşullarda Dikim

    Urfa fıstık ağacı, kuraklığa dayanıklı bir ağaçtır. Bu nedenle bölgemizde kurak alanlarda da yetiştirilir. Fakat fıstık ağacı her ne kadar suya ve sıcağa dayanıklı olsa da susuz yetişir ve iyi verim verir anlamına gelmez. Fıstık ağaçlarında sulama, hele hele uygun sulama yöntemi ile sulama verimi yüzde yüz arttırır. Ağaçlar daha canlı olur ve her yıl fıstık tutar. Bölgemizde fıstığın bir yıl tutup bir yıl tutmadığı bilinmektedir. Bu bilgi artık sulama imkân ve yöntemlerinin gelişmesi ile geçerliliğini kaybetmiştir. Fıstık ağacı sulama ve bakım ile her yıl yeni sürgünler atar ve her sürgünde de gelecek yılın karagözleri bulunur. Sulama yapılan bahçelerde fıstık ağaçlarının arası susuz bahçelere göre da dar tutulabilir.
    Sulama yöntemleri seçilirken bahçenin eğim durumu, toprak kalınlığı iyi hesaplanmalıdır.

    Damlama Sulama Yöntemi

     
    Damlama sulama yöntemi fıstık için tercih edilen sulama şeklidir. Buna göre her ağacın altına uygun ebatta hortum çekilir ve sulama yapılır. Sulama yapılırken mümkün mertebe ağaç köküne değil dal saçaklarının hizasına gelecek şekilde yaklaşık gövdeden bir metre uzaklıkta hortumlar döşenmelidir. Önemli olan ağacın gövdesine değil köküne suyun ulaşmasıdır. Hortum bakımı sık sık yapılmalı ve suyun dengeli dağıtımı sağlanmalıdır.

    Yüzey Sulama Yöntemi

     
     
     
     
     
     
     
     
    Yüzey sulama yöntemi olarak karık sulama yöntemi önerilebilir. Karık sulama yöntemi kullanılacaksa ağacın taç izdüşümüne gelecek şekilde ağacın her iki tarafına gelecek şekilde karıklar çekilir. Bahçe boydan boya karık ile çekilir. Baştan başlayarak su karıklara verilir. Karıkların boyu suyun düzenli dağıtımı sağlayacak şekilde tutulmalıdır.

    Toprak Altı Damlama Sulama

    Diğer sulama yöntemlerine göre maliyetlidir. Temel prensip suyun, ağacın ihtiyacı olan miktarının ağaç köklerine en hızlı ve az kayıpla ulaşmasını sağlayıp, köklerin yukarı doğru gelişimi engellemektir. Ağaç su ile daha çabuk buluşacak ve gelişimi daha hızlı olacaktır. Bu yöntem ile su sarfiyatı, enerji giderleri düşmekte ve verim yaklaşık olarak yüzde seksen artmaktadır.
    Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre bu teknik ile yapılan sulamada verim yüzde seksen artmıştır. Toprağı bol ve derin olan bahçelerde bu yöntem tavsiye edilir. Fıstık getirisi yüksek olan bir ağaçtır. Ticari değeri yüksektir. Kendisi için yapılacak yatırımın karşılığını hakkıyla verir.

    FISTIKTA DÖLLENME VE AŞILAMA

    Döllenme

    Türkiye'de Antep fıstığı üretiminde bazı sorunlar bulunmaktadır. Kaliteli ve yüksek verim almak için sulama, budama, gübreleme, ilaçlama ve toprak işleme işlemlerinin yanında, önerilen yöntemlerden biri de yapay tozlamadır. Tozlamanın rüzgâra, yağışa ve çiçeklenme zamanına bağlı olması ise meyve tutma oranını düşürmektedir. Doğal tozlamanın yanında yapılacak yapay tozlama ile meyve veriminin %10 oranında artacağı değişik araştırıcılar tarafından da belirtilmiştir[6]
    Antep fıstığında döllenmenin yetersiz olmasına; erkek ağaç sayısının az olması, erkek ağaçların dişilerle aynı zamanda çiçek açmaması, diğer meyve türleriyle karışık bahçelerinin kurulması, çevrede arıcılığın yaygın olmaması, erkeklerin zayıf anaç üzerine aşılanması ile yağış, sıcaklık, sis ve rüzgâr etkili olmaktadır. Tozlamada bu olumsuzlukların giderilmesi için; uygun sayıda ve özellikte erkek seçimi veya yapay tozlama gerekmektedir. Mevcut gelişmiş ve meyve veren bahçelerdeki ağaç sayısını ve özelliklerini değiştirmek zaman alacağı için, yapay tozlama ile bu eksikliğin giderilmesi mümkündür.
    Antep fıstığında erkek ve dişi çiçekler ayrı ağaçlarda bulunmaktadır. Bu nedenle erkek ve dişi ağaçlar arasında belirli bir oranın bulunması gerekmektedir. Bu oran 12 veya 15 dişi ağaca bir erkek ağaç şeklindedir. Genellikle döllenmede erkek çiçek tozları rüzgârla taşınmaktadır. Bunun yanında erkek ve dişi ağaçlarda çiçeklenme periyotlarında farklı zamanlarda olabilmektedir. Bu durumda iyi bir tozlanma sağlanamamakta, içi boş fıstık oluşumu ile verim ve kalite düşmektedir (Kuru.1993; Tekin ve Ark 1995). Erkek ve dişi ağaçların çiçeklenme süreleri de eşit değildir. Bunun yanında erkek ve dişi ağaçlarda çiçeklenme periyotları da (tekrarlanan düzen) farklı zamanlarda olabilmektedir. Antep fıstıklarında tozlama ve döllenmenin gerçekleşebilmesi için erkek ve dişi ağaçların aynı periyotta çiçek açması gerekir. Dişi ağaçlarda çiçeklenme süresi ortalama 10 ile 12 gün olurken, erkek ağaçlarda bu süre genellikle 3 ile 7 gündür. Bu durumda iyi bir tozlanma sağlanamamaktadır.  Bunu ortadan kaldırmak için yapay tozlamanın yapılması gerekmektedir. Yapay tozlama ile verimin artmasının yanında, meyve kalitesi artmakta ve boş fıstıklarının oranı azaltılmaktadır. (Kuru,İ993; Tekin ve ark. 1995: Ak ve ark., 1999[7]).
    Yapay tozlamada, erkek ağaçların çiçeklenme başlangıcındaki çiçek salkımları toplanarak dişi ağaçlara çiçeklenme zamanında değişik yöntemlerle verilebilmektedir. Bu amaçla toplanan erkek çiçek salkımlarının kontrollü bir ortamda tozlarını dökmesi sağlanmakta ve dökülen tozlar hemen kullanılabildiği gibi buzdolabında veya derin dondurucuda saklanabilmektedir.
    Dişi ağaçlara tozların verilmesinde farklı yöntemler kullanılabilmektedir. Dişi çiçekler yaklaşık %1 ile %40 olgunluğa ulaştığı zaman, toplanan erkek dişi tozları yaklaşık 1/100 oranında un veya pudra gibi taşıyıcı ve zararsız bir madde ile karıştırılarak ağaçlara verilir. Bu karışım pamuklu bez torbalara konulup asılarak veya sırt atomizörleri (sırt tipi ilaçlama makinası), tozlayıcılar ve tarım uçakları ile bahçelere püskürtülerek verilebilmektedir(Kuru, 1993; Tekin ve ark., 1995; Kaşka ve ark., 1989). Bu konuda daha önce yapılan Kuru(1993),[8] Tekin ve ark.(1995), Ayfer ve Kuru(1984) tarafından çalışmalarda gelişmiş bir dişi ağaca bir gram erkek çiçek tozunun yeterli döllenmeyi sağlayabildiği belirtilmektedir.
    Dişi ve erkek çiçeklerin farklı zamanlarda olgunlaşması nedeni ile erkek çiçek tozları belirli bir süre saklanarak, dişi çiçeklerin olgunlaştığı zaman uygulanabilmektedir. Ayrıca, +4 ile +9 °C sıcaklık ve % 50 ile %75 oransal nem koşullarında buzdolabında bir hafta süre ile saklanan çiçek tozlarının %30 çimlenme oranı sağladığı, -20 °C'de ve %33 oransal nem koşullarında 6 ay saklanan polenlerin ise çimlenme oranının % 87 olduğu tespit edilmiştir (Atlı, 1995).
    Dişi ağaçlarda %1 çiçeklenme döneminde yapılan bir uygulama ile, %1 ve %40 çiçeklenme dönemlerinde yapılan 2 uygulama sonuçları arasında verimde, içli meyve ve meyve tutma oranlarında istatistiki yönden bir farkın olmadığı ve dişi ağaçlara bir kez çiçek tozu uygulanmasının yeterli olacağı Kuru ve Ayfer(1984) tarafından belirtilmektedir.
    Yapay tozlama ile bir salkımdaki çiçeklerin yaklaşık %10'u meyve tutmaktadır. Doğal tozlamada ise bu oran % 7 olarak gerçekleşmektedir. Bu da verimde önemli bir artış anlamına gelmektedir (Açar ve ark, 1999).
    Çiçek tozunun 1 gramında yaklaşık 186 milyon adet çiçek tozu bulunmaktadır. Her bir çiçek tozunun çapı 30 mm'dir. Antep fıstıklarında 3 parçalı olan dişicik tepesinin yüzeyi ise yaklaşık 2 mm²dir. Bir döllenme için çimlenme yeteneğinde bir çiçek tozunun dişicik tepesinin herhangi bir yerine konması ve burada çimlenmesinin yeterli olduğu belirtilmektedir. 1 d (dekar) arazinin her mm²'sine bir çiçek tozu gelecek şekilde bir tozlama yapıldığında, yaklaşık 5 g çiçek tozuna ihtiyaç olduğu “Kaşka ve ark. (1989)” tarafından ifade edilmiştir.
    Fıstıklarda döllenme noksanlığı nedeniyle boş meyve oluşumuna, iklim faktörlerinden sıcaklık, yağış, sis ve rüzgâr olumsuz etki etmektedir. Çiçeklenme zamanında yüksek sıcaklıklar istenmemektedir. Bu tür sıcaklıklar salkım silkmesine neden olmaktadır. Fıstıklar için ilkbaharın serin geçmesi istenilen bir durumdur.
    Çiçeklenme zamanı meydana gelen düşük sıcaklıklar, çiçeklerin zarar görmesine neden olurlar. Bu dönemde çiçeklerin -1.4 °C sıcaklıktan zarar gördüğü tespit edilmiştir. Kontrollü düşük sıcaklık testlerinde, Antep fıstığı çiçeklerinde -1°C'de 2-3 saatte %60'dan daha fazla ölme olmaktadır. Çiçeklenme zamanı meydana gelen sürekli yağışlar stigma (dişicik tepesi) üzerindeki şekerli sıvının yıkanmasına neden olur ve çiçek tozlarının stigma (dişicik tepesi) üzerinde çimlenmesini engeller. Bu dönemde meydana gelen sisler de çiçek tozu hareketini yavaşlatır ve döllenmeyi olumsuz etkiler. Çiçeklenme zamanında esen sıcak ve kuru rüzgârlar da döllenmeyi olumsuz yönde etkiler. Bu rüzgârlar hem stigma (dişicik tepesi) üzerindeki sıvının kurumasına neden olarak döllenmeyi olumsuz etkiler, hem de ağaçlarda su kaybını artırarak salkım silkmesine neden olurlar.

    Aşılama

    Aşı Kalemi Alınırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

    Fıstık aşılarında kalem aşısı kullanmayıp, göz aşıları kullanılmaktadır. Aşı ile İlgili yapılan çalışmalarda; mart ayında tomurcukların kabarmaya başlamasından yapraklanmaya kadar olan devrede yongalı göz aşısının, haziran ayında ise sürgün (T) göz aşısının iyi netice verdiği görülmüştür.
    Aşı kalemi pişkinleşmiş olmalı ve üzerinde meyve gözü bulunmamalıdır.
    Ağacın yan dallarının ucunda bulunan sürgünler, aşı kalemi olarak alınmaz. Bu dallarda bulunan sürgünler, ağacın gelişimini ve gelecek yıllarda ürün verecek olan yeni dalların oluşumunu sağlayacaklardır. Bu nedenle, aşı kalemi gövdeye yakın olan yıllık sürgünlerden kesilmelidir. Uyur gözlerin uyanmasıyla doğrudan gövdeden çıkan sürgünler obur dallardır. Bunların gözleri olgunlaştığında aşı kalemi olarak kullanılmazlar.
    Aşı kalemi alınacak damızlık ağaçlar verimli, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı, standartlara ve bölge ekolojisine uygun olmalıdır.
    Sürgün göz aşısı için kullanılacak aşı kalemleri günün serin saatlerinde kesilmeli ve hemen yaprak sapının 1-1,5 cm'si kalem üzerinde kalacak şekilde yaprak ayaları kesilmelidir.
    Uzak mesafelere gönderilen aşı kalemlerinin iki ucu ılık parafine[9](Parafin, petrol ile elde edilen bir mum çeşididir.) batırılıp, ambalajlanmalıdır.

    Aşılama Yöntemleri

    Fıstık ağaçlarında aşılamaya geçmeden öne bahçedeki ağaçların sayısı ve bunlara vurulacak erkek aşı sayıları tespit edilir. Ortalama her 15 ağaç için bir erkek ağaç aşısı vurmak faydalı olur. Erkek ağacın az olduğu bahçelerde yeterli dölleme olamayacağından fıstıkların içi boş olur ve verim kaybı ortaya çıkar. Fidanlar aşılanırken Antep fıstığında çiçeklenme zamanının bilinmesi ve bu zamandaki hakim rüzgarın yönü tozlanma için çok önemli olduğundan erkek ağaçların bahçeye yerleştirilmesinde hakim rüzgarların esme yönü de dikkate alınmalıdır.

    Aşı İpi Ve Aşıya Hazırlık

    Aşılanacak ağaçlar tespit edilir. Tespit edilen ağaç ve ağaçlara vurulacak aşı sayısı kadar Daha önce aşılanmış ağaçlardan yeterli sayıda göz dalları kesilir. Kesilen aşı gözleri içine bir miktar su konmuş bir kova içine konur. Mümkün olduğu kadar aşı gözlerine su değmemelidir. Yeterli aşı gözü toplandıktan sonra aşılamaya geçilir. Aşı yapılan fidanın dallarını açının tutması ve gelişmesi için kesmek gerekir. Bunun için de aşı macunu bulundurmak ve kesilen dalların ucuna aşı macunu sürmek gerekir.
    Aşılanmış ağaçların aşı tutma oranı diğer meyve türlerine göre daha başarısızdır. Aşı tutma oranı yüzde altmış civarındadır. Bu durum aşı gözlerinin ve ağaç gelişimi ile doğrudan ilgilidir. Aşı ustasının mahareti de bu konudu oldukça etkilidir.  Zayıf gövdeye vurulan aşıların tutma oranı düşüktür. Tüplü fidan ekimi ile oluşturulan bahçelerde fidan gövde kalınlığı kurşunkalem kalınlığına geldiğinde aynı kalınlıktaki aşı kalemi kullanılarak yapılabilir. Genellikle bölgemizde fidanların yaşı iki ya da üç olduğunda aşı yapılmaktadır. Aşı yapılması geciktikçe meyveye yatmada da gecikme olacaktır. Geç yapılan (5-6-7 sene gibi.,.) yapılan aşılarda kabuk kalkma durumu da zorlaştığından aşı tutma olasılığı da düşmektedir.
    Aşıların hâkim rüzgâr yönüne doğru yapılması, ağacın pürüzsüz gövdesine yapılması, gövdenin yaklaşık yirmi santimetre topraktan yüksek yerinden yapılması uygun olacaktır. Urfa bölgesinde genellikle hâkim rüzgârlar batı ve kuzeyden esmektedir.
    Aşı kalemi günün serin saatlerinde koparılmalı ve uzun süre bekletilmemelidir. En uygunu, gerektikçe aşı kalemi koparılmasıdır.
    Aşıya hazırlık aşmasında aşı ipleri ağaca zarar vermeyecek yumuşak, pamuklu ya da aşı için özel üretilmiş iplerden, bantlardan gereken uzunlukta kesilerek hazırlanmalıdır.
    Aşı için hazırlanmış ip, bant, aşının sağlam bağlanması için yaklaşık 50-60 cm olmalıdır.
     
     
     
     
     
     
     
     
     

    T Göz Aşığı

    Aşı gözü alınacak dalların yaprak köklerinde oluşan gözlerin tok ve kabarık, canlı olduğundan emin olmak gerekir.
    Göz aşısı bir kalemden birkaç tane tomurcuk (göz) alınarak, birçok bitkiye hızlı ve kolay bir şekilde yapılan aşılama şeklidir. Yapılması kolaydır. Bu sayede amatörler de rahatlıkla bu yöntemi kullanabilmektedir. Kısa sürede sonuca ulaşılır. Bu yüzden çok tercih edilen bir aşıdır.
    Bölgemizde mayıs ayının son haftası ve haziran ayının ilk iki haftası boyunca yapılabilir. Anaç üzerinde aşı yapılacak yer belirlendikten sonra kabuk T şeklinde çizilir. T çizerken anaç kalınlığına göre 1-1,5 cm kadar üst çizgi, 2-2,5 cm kadar da alt çizgi çizilir. Bıçağın anacın odun dokusuna değmemesine dikkat edilir. Odunsu doku zarar gördüğünde (reçine, mastika sakızı çıkar) aşıların tutma olasılığı düşer. Aşı gözü kalemden çıkartılırken üzerinde büyüme konilerinin olup olmadığı kontrol edilmelidir. İyi gelişmemiş ya da aşı kaleminde kalıp aşı gözü ile kalkmayan büyüme konileri kalemde kaldığında vurulan aşı tutmaz. Çıkartılan aşı gözü anaçta açılan T’nin içine yaprak sapından tutularak yerleştirilmeli ve aşağıya doğru itilerek kendiliğinden yerine girmesi sağlanmalıdır. T’nin üst kısmında boşluk kalmamalıdır. Açık alanlardaki ağaçlarda pamuksu aşı ipi kullanılarak arada boşluk kalmayacak ve havalanmayı engelleyecek şekilde aşı gözü dışarda bırakılarak sıkıca sarılmalıdır. Daha sonra anaçta güney tarafında soluk dalı bırakılarak tepesi kesilmelidir. Tepe kesiminin yapılması aşı dokusunun olduğu yere daha fazla su gelmesini sağlayacak ve ağacın oluşan yarayı daha kısa zamanda onarması sağlanacak, aşı tutma olasılığı artacaktır.  

    Yonga Göz Aşısı

    Tepe sürgünlerinin geliştiği dönem en uygun dönemdir. Bunun için durgun dönemde (yapraksız dönemde, gözler patlamadan önce, ağaca su yürümeden önceki dönemde alınan kalemler) alınan aşı kalemlerinin kullanılması uygundur. Bıçak anaç üzerinde aşı yapılacak yerin alt tarafından 45 derecelik bir açıyla anaca 1-1,5 cm derinliğinde batırılır. Bu kesimin aşı gözünün yerleştirilebileceği meyilli bir şekilde odunsu bir doku alınır. Alt kısımdaki kesim ile küçük bir çıkıntı oluşturulur. Bu çıkıntı aşı gözü konduğunda düşmeyecek şekilde olmalıdır. Kalemden de aynı büyüklükte ince bir odunsu tabaka ile birlikte alınan aşı gözü açılan yere yerleştirilir. Aşı yeri aşı ipi ile sıkıca bağlanır.
     
     

    Tutmuş aşı görüntüsü - Resim: Hüseyin KAYA
    Aşılama Sonrası Bakım

    Aşılamadan yaklaşık on beş gün sonra aşıların tutup tutmadığı belli olmaktadır. Tutan aşı gözleri şişkin ve parlak olur, yaprak kısmına elle dokununca yaprak düşer. Göz kahverengileşmiş, solmuş, kararmış, sakızlanmış ise aşı tutmamıştır.
    Aşılamadan sonra aşı gözlerinin alt tarafında gelişen sürgünler koparılmalıdır.
    Aşı ipleri yirmi-yirmi beş gün sonra gevşetilmelidir. Aşı sürgünleri on beş, yirmi santimetre olduktan sonra aşı ipleri tamamen sökülmeli ve rüzgâr etkisi ile kırılmasını engellemek için yatay şekilde aşı sürgünleri anaca bağlanmalıdır.
    Aşılar iki karış kadar uzadıktan sonra rüzgârın etkisi ile kırılmaması ve zarar görmemesi için mümkünse eski dalına bağlanır. Aşısız dal aşıyı korumak için bir süre kesilmez. Aşı sürgünlere anaç kalınlığına geldiğinde eski dallar tırnak bırakılmayacak şekilde kesilir. Kesimin aşı gözünün bir, bir buçuk santimetre üzerinde yapılması uygundur.

    BUDAMA

    Fıstıklarda budama, yöremizde sonbahar aylarında yapılır. Ağaçların artık çalışmadığı ve yapraklarının çoğunu döktüğü zaman budama için ideal bir zamandır. Kesilen dalların yerinde sakızlanma olmaz, ağaç zarar görmez. dondurucu soğukların başladığı zamanlarda, özellikle don tehlikesi olan zamanlarda, budamak sağlıklı değildir. Soğuk hava nedeni ile ağaçlar donar ve kurumaya başlar. Mümkün olduğu kadar kışın don tehlikesi olan günlerinde ve yazın ağacın çalıştığı zamanlarda dal kesmemek gerekir.
    Özellikle kuru koşullarda fıstık ağacına yavaş gelişme olduğundan ağacın şekli oluştuktan sonra fazla kesimden kaçınılmalıdır. Fazla kesim yapıldığında ağacın verime yatması gecikmektedir. Gelişmiş fıstık ağaçlarında budama genel olarak verimli yılın sonunda ve yaşlanmış, zayıf gelişen 3-4 yıllık yaşlı dal çıkarma ve kuru dal seyreltme şeklinde yapılmalıdır. Fıstıta ürün 1 yıllık yaşlı dallardan alındığından ağaç yeni sürgünler oluşturmaya teşvik edilmelidir. Bunun içindir ki, her yıl düzenli budama yapılmalıdır. Bazı üreticiler, kuru dalların kolay ayırt edilmesi acısından hasattan hemen sonra budama yaparlar.  Yapılan bu budamalar ağaçta %12 ye kadar varan verim artışı sağlamaktadır. Budamada yapılan önemli yanlışlardan biri,  toprağa yakın dalların kesilmesidir. Bu şekilde budama yapılması ağacın boyunun fazla uzamasına, ağaç dibini gölgeleyememekte ve toprak neminin kaybolmasına yol açmaktadır.
    Budama için kullanılan makas ve testereler keskin olmalı ve kesilen yerde çıkıntı bırakmayacak şekilde kesim yapılmalıdır. Mümkünse kesilen yerlere macun sürmek faydalı olacaktır. Budamaya geçmeden ağaç dallarının ve gözlerinin tanınması için yeterli bilgiye sahip olunması gerekir. Bu nedenle budama bilgisi düşük olanlara budama yaptırmamak gerekir. Aksi takdirde ağaçlar gelişim yerine gerileme gösterir. Uygun olmayan dalların kesimi ya da kesilmesi gerekirken kesilmeyen dallar ağacın gelişimini olumsuz etkiler ve ağaç meyve yerine boş dallar verir. Fıstık ağaçları iyi gelir getiren ağaçlar olduğundan her hizmetinin profesyonellerden destek alınarak yapılması uygun olur.
     
    Budamaya geçmeden önce aşağıdakilerin bilinmesinde fayda vardır.
    Dallar: Fıstık ağaçlarında çok yıllık dallar, gri renkli ve seyrektir. Bir yaşlı sürgünlerde de renk, çeşitlere göre değişir. Bu meyve türümüzde başlıca üç dal şekline rastlanır.
    Odun dalları: Üzerinde yalnız odun (sürgün) gözleri bulunur. Ağacın büyümesini ve taç oluşumunu sağlar. Aşılama çalışmaları için kalemler, bu dallardan alınır.
    Meyve dalları: uçlarında sürgün gözleri olup, büyümelerine bunlarla devam ederler. Bu dalların yanlarında meyve gözleri bulunur. Bu dallar verimlilik bakımından çok önemli olduklarından iyi korunmaları gerekir. Özellikle budama sırasında odun dalları ile meyve dallarının ayırımına çok dikkat edilmeli ve zorunlu olmadıkça meyve dalı kesimine gidilmemelidir.
    Karışık dallar: Bu dallar üzerinde hem sürgün hem de meyve gözleri bulunur, uçtaki tepegözün sürmesi ile dal büyümesini sürdürürken, yanlardaki sürgün gözlerinin sürmesi ile de, dal çıplaklaşmaz. Ayrıca bu gözlerin sürmesi ile yan dallar meydana gelir.
    Gözler: Fıstık ağaçalarında gözler, yıllık sürgünler üzerinde o yılın ilkbahar aylarında oluşur. Tam şekillerini Haziran ayında alırlar.
    Odun (sürgün) ve meyve (çiçek) gözleri olmak üzere iki tip göz vardır. Odun gözleri, sürgünlerin tepesinde ve karışık dallarda olduğu gibi yanlarda bulunur. Dalların yan kısımlarında ve yaprak koltuklarında oluşan odun gözleri sürgünlerin tepesinde oluşan tepe tomurcuklarında daha da küçüktür. Odun gözleri, meyve gözlerine göre küçük ve sivricedir. Meyve gözleri, çiçekleri oluşturan gözlerdir. Dişi ve erkek ağaçlardaki meyve (çiçek) gözleri, farklı görünümdedir. İri ve dolgun olup renkleri siyahımtıraktır.
    Dişi çiçekleri oluşturan gözler, erkek çiçekleri oluşturan gözlerden daha da siyahtır. Bu nedenle dişi çiçekleri ve daha sonra meyve salkımlarını oluşturacak olan bu gözlere, "karagöz" adı verilir. Karagözler çoğunlukla dalların yanlarında bulunur. Bu gözlere, ender olarak, tepe tomurcuğu olarak da rastlanır.
     
    Yapraklar: Bileşik olan yaprak, 3 - 5 (ender olarak 1-4 veya 7) yaprakçıktan oluşur, üç yaprakçık, yan yaprakçıklar kadar veya onlardan daha büyüktür. Yaprakların üst kısmı parlak yeşil, alt kısmı donuk renktedir. Yaprakçık şekilleri geniş mızraktan ovale kadar değişik olup, geniş tarafından sapçığa bitişiktir. Yaprakçık sayı, şekil ve renkleri çoğunlukla dişi ve erkek ağaçlarda farklılık gösterir. Yapraklar kışın dökülür.
    Çiçekler: Erkek ve dişi çiçekler, bileşik salkımlar üzerinde yer alır. Dişi ve erkek çiçeklerde taç yaprağı yoktur. Erkek çiçek salkımları sıkı yapılıdır. Dişi çiçek salkımları, erkek salkımlardan daha seyrek, daha uzun ve daha geniştir. Dişi ve erkek çiçekler bu özellikleri ile birbirinden farklılık gösterirler ve alışık bir göz tarafından kolaylıkla tanınırlar.[10]

    FISTIK AĞAÇLARINDA TOPRAK İŞLEME

    fıstık yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlarda, sulama imkânı olmadığından, gerek yağışın azlığı ve gerekse kuraklıktan dolayı toprak işleme büyük önem kazanmaktadır. Bu durumda ya sulama yapmak ya da yağışla düşen suyu toprakta muhafaza etmek gerekir. Bu amaçla da toprak işleme yapılmalıdır.
     Fıstıka toprak işleme şu şekilde yapılmaktadır:
    Kış aylarına girerken 3 veya 5 soklu pullukla derin olarak yapılan kontur (çapraz) sürüm, yağmur sularının toprağın alt katmanlarına inmesini sağladığından, yapılması gereken önemli bir sürümdür. Bu sürümün kontur olarak yapılması ve son sürümün eğime dik olması, suyun toprakta tutulmasını arttırdığı gibi, yüzey akışını ve erozyonla toprak kaybını da azaltmaktadır
    İlkbaharda 5 soklu pulluk, kültivatör veya kazayağıyla yüzeysel olarak yapılan kontur sürüm, yabancı ot kontrolünü sağlar. İlkbahar sürümü genellikle 2 Kez yapılır. Bunların birincisi Nisan ayında yapılır. Bu sürüm, kış yağmurlarından sonra bol miktarda çıkan yabancı otların temizlenmesini sağlamaya yöneliktir. İlkbaharda yapılan ikinci sürüm ise yine kültivatör veya kazayağıyla yağmurların kesilmesinden hemen sonra (Mayıs ayı) ve toprak tavında iken yapılır. Bu sürümle birlikte bahçeye tapan çekilmelidir.
    Killi toprak yapısına sahip bahçelerde toprak neminin azalmasıyla birlikte, özellikle Temmuz ayında yüzeyden başlayarak aşağıya doğru toprakta yarılmalar meydana gelmektedir. Bu yarıklardan toprak neminin kaybolmaması için, Temmuz ayında kültivatör[11] veya kazayağıyla birlikte tapan çekilerek, yapılacak olan son bir sürümle toprak işleme tamamlanmış olur. Sürüm yapılamayan yerler (ağaçların gövde çevresi) ilkbaharda bellenmeli veya çapalanmalıdır.

    FISTIKTA GÜBRELEME

    Fıstıkta Toprak Ve Yaprak Örneklerinin Alınma Tekniği

    Tarımda esas amaç, mümkün olan yüksek verimi ve kaliteli ürünü elde etmektir. Bu amaca ulaşmak için alınacak kültürel tedbirlerin başında gübreleme gelmektedir. Yapılan araştırmalarda Antep fıstığında uygun olarak düzenli bir gübreleme yapıldığında yaklaşık verimi %50 oranında arttırdığını, periyodisiteyi ise %38 oranında azalttığı, özellikle meyve iriliğini ve çıtlama oranını artırarak kaliteyi yükselttiği tespit edilmiştir. Bilinçli ve dengeli gübre kullanımındaki amaç, topraktan kaldırılan besin maddelerinin tekrar toprağa kazandırılması, toprakların verim düzeylerinin korunması, bol ve kaliteli ürün alınmasıdır. Hangi gübreyi, ne kadar ve ne zaman verileceğinin belirlemek için mutlaka toprak ve yaprak analizlerinin yaptırılması gerekir. Analizlerden istenilen yararın alınabilmesi için örneklerin doğru alınması şarttır. Doğru alınmayan örneğin analizi ile ortaya çıkan yanlış sonuçlar emek, ürün ve gübre kaybı ile birlikte ekonomik zarara da sebep olmaktadır. Toprak örnekleri gübrelerin uygulandığı ağacın taç iz düşümünün dış çevresinde alınmalıdır. Numune alma derinliği 0–30 ve 30–60 cm’dir. Örneğin temsil ettiği toprak alanını tam olarak yansıtması için arazide zikzaklar çizerek her 15–20 adımda durularak 8–10 yerden alınan örnekler karıştırılarak karma örnek haline getirilmelidir. Toprak numunesi alınırken “V” harfi şeklinde çukur kazılmalı
    Çukurun düzgün yüzeyinde 3 – 4 cm kalınlığında 18 – 20 cm boyunda bir toprak dilimi alınmalı, kova veya torba içine konulan toprak örnekleri harmanlanarak ve içinden yaklaşık 1 kg alınarak, bez veya naylon torbaya etiket bilgileri ile birlikte konulmalıdır. Etiket üzerine nereden alındığı, kimin aldığı, bir önceki yıl hangi bitki yetiştiği, bu yıl ne yetiştirileceği, arazinin sulanıp sulanmadığı, hangi derinlikten alındığı gibi bilgilerin yazılması ve en kısa zamanda laboratuvara ulaştırılması gerekmektedir. Toprak özellikleri aynı olması durumunda, 20 dekarı temsil edecek şekilde bir örnek alınmalıdır. Toprak özellikleri farklı olan arazilerde 20 dekardan az olsa bile ayrı örnekleme yapılmalıdır.
    Toprak örnekleri arazinin genel yapısına uymayan özel durumu olan yerlerden alınmalıdır. Toprak analizleri ile birlikte yaprak analizlerinin yapılması ideal bir yöntemdir. Toprakta bitki besin maddesi mevcut olduğu halde bitkinin bu besinleri alıp almadığının tespiti için yaprak analizi yapılmalıdır. Antep fıstığında yaprak analizi için en uygun zaman fıstıkta ben düşme dönemidir. Örnekleme 20 – 30 dekar için ayrı alınmalı, bahçe içerisinde “U” veya “X” şeklinde yürüyerek ve kenardan bir ağaç atlayarak, aynı yıla ait güneş gören sürgünlerin ortasındaki gelişmesini tamamlamış yapraklardan yaklaşık 100 adet alınmalıdır. Yaprak gübrelemesi; ilk uygulama çiçeklenme başlangıcından 1 ay sonra başlayıp 15 gün ara ile 2 defa yapılmalıdır. Toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre en uygun gübre tavsiyesi yapılmaktadır.
    Fıstık meyvesini, yoğunlaştırılmış enerji hapı olarak tanımlamak mümkündür. Bu kaynağın oluşumu için, bitkinin yeterince beslenmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi Antep fıstığında düzensiz meyve verme (periyodisite) ve buna bağlı olarak ürün azlığı, yetiştiricilikte karşılaşılan önemli sorunların başında gelmektedir. Bitkinin yeterli ve dengeli beslenememesi sonucunda, bitki gelişiminin tam olmaması, verim düşüklüğü ve kalite bozukluğu gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.
    Fıstıkta görülen periyodisitenin (düzensiz verim), bitkinin beslenmesi ile ilgili olduğunu belirten birçok araştırma mevcuttur. Besin elementlerince fakir, kıraç ve susuz arazilerde yetişen Fıstığın mutlaka gübrelenmesi gerekir.
    Gübreleme yapmaya başlamadan önce dikimi yaptığımız toprağın PH değerini kontrol etmeli ona uygun bir gübreleme programı çıkarmalıyız. İlk olarak başvurmamız gereken gübre çeşidi organik gübrelerdir. Ancak organik gübreleme yapamayacağımız durumlarda yeşil gübre uygulanabilir.
    Yaygın bir fıstık gübreleme programına göre, kış sonu – bahar başı gibi (Şubat-Mart) her olgun ağaç için 3,6 – 5,4 kg NPK (12-12-17) ve ihtiyaç kadar Fe gübresi ile gübreleme yapmak ve ilkbahar başlarında (Şubat-Mart) suda çözünebilen gübre NPK (15-15-15)’i sulama sistemi aracılığıyla gübreleme uygulamaktır (Nisan-Mayıs). Genellikle yüksek oranda içi boş fıstık oluşumuna neden olan Potasyum eksikliklerinde, çiftçiler genellikle yaz aylarında (Haziran-Temmuz) hektar başına 113 kg/ha K2O gübrelemesi uygular. Unutmayalım ki 1 ha = 10 da =10.000 m2 ve 1 ton = 1000 kg’dır. 
    Azotlu gübreler, mart ve nisan aylarında verilmelidir. Ağacın taç izdüşümü alanına denk gelecek şekilde yaklaşık ağaç kökünden bir metre çapında bir daire uzaklığında gübre serpilmeli ve toprağa karıştırılmalıdır. Suyun az olduğu mevsimlerde bu daha önceki aylarda da yapılabilir.
    Fosforlu ve potasyumlu gübreler ise ocak ayına girerken mümkün olduğu kadar derine verilmek üzere ağacın taç izdüşümüne denk gelecek şekilde verilir. 20-30 cm derinlikte kanal açılarak elle ya da traktörle de verilebilir. Yanmış çiftlik gübresi ağaçlara verilecek olursa gübre verildikten sonra üstü örtülmelidir. Toprağa karıştırılan gübre kışın yağan yağmur suyu ile daha etkili olacaktır. Hayvan gübresi toprağın su tutma kapasitesini arttırır, bazı bitki besin elementlerinin toprakta artışına neden olur, mikroorganizma faaliyetlerini hızlandırır, ağacın kök bölgesini kış aylarında sıcak yaz aylarında ise serin tutar ve kök bölgesinin daha iyi havalanmasını sağlar. Bu nedenle diğer gübre türlerine göre daha çok tavsiye edilir. Çiftlik gübrelerinin 2-3 yılda bir yetişkin ağaçlarda 20-30 kg/ağaç olacak şekilde yapılması verim artışını sağlar.
    Ağaçlara yaprak gübresi verilecekse öncesinde analiz yaptırılmalı ve ihtiyaca göre uygulama günün serin saatlerinde ve yapraktan damlayacak kadar uygulanmalıdır. Yaprak gübresi çiçeklenme başladıktan bir ay sonra başlayıp on beş gün ara ile iki ve üç defa yapılmalıdır. Şanlıurfa’da fıstık yetiştiricilerinin topraklarının gübrelenmesinde yaptığı en önemli hata verilen gübrenin toprağa karıştırılmamasıdır.
     

    III. BÖLÜM

    FISTIĞI OLUMSUZ ETKİLEYEN FAKTÖRLER FISTIK HASTALIKLARI VE KORUNMA YOLLARI

    Fıstık, zararlısı çok olan bir ağaç çeşididir. Yaprakları sararır, dökülür; salkımları seyrelir, salkımlar dökülür, ağaçlar kurur, ağaçlara kurt girer, yapraklar aşırı sinekten şekerlenir, yapraklar karazenk denen bir hastalıkla kararır ve dökülür… Bu zararlıları tanıyalım ve gerekli tedbirler üzerinde duralım.

    FISTIKLARDA SALKIM DÖKÜLMESİ VE SEYRELMESİ

     Fıstıklarda çiçek ve küçük meyve dökümleri ile Haziran dökümleri olmak üzere iki döküm periyodu vardır.
    “Çiçek ve küçük meyve dökümünün oranı, bir çiçek salkımının başlangıçta sahip olduğu çiçeklerin % 71,2'si kadardır. Salkım silkmesi ve Salkım seyrelmesi olmak üzere iki gruba ayrılır.”
    Bu tür silkmelerde, meyve dalı ile çiçek salkımı arasında bir ayırma düzeyi oluşmaktadır. Böyle salkımların ucu önce kıvrılmakta, daha sonra bütün salkım kuruyarak dökülmektedir. Bu döküm, daha çok ekolojik (çevre ile ilgili) etmenlerle, meteorolojik etmenler ve beslenme şartlarından ileri gelir. Döllenmenin de bu döküme etkisi vardır. Döllenmeden hemen sonra başlayacak yüksek sıcaklık terleme vasıtasıyla ağacın su kaybını fazlalaştıracak, sulama yapılmaması durumunda salkım silkmesi çoğalacaktır. Bu sebeple Antep fıstıkları için ilkbaharın serin geçmesi istenen bir durumdur. Döllenme devresinde esen sıcak ve kuru rüzgâr döllenmeyi olumsuz etkiler, salkım silkmesini artırır. Bu devrede esen rüzgârın rutubetli olması çiçek tozlarının taşınmasını zorlaştırmakla birlikte meyvenin gelişimine olumlu etkide bulunur.”[12]

    Salkım seyrelmesi

    Salkım üzerindeki çiçek ve küçük meyvelerin büyük bir kısmının dökülmesidir.
    Dişi bir fıstık çiçek salkımında ortalama olarak 120 çiçek bulunur. Ortalama bir meyve tutumunda bu salkımdaki içli meyve sayısının yaklaşık 20 tane olması gerekir. İyi bir meyve tutumunda ise bu rakamın 35'e yaklaşması gerekir. Hâlbuki salkım seyrelmesi sonunda, salkım üzerinde genellikle 1-6 meyve kalmaktadır. Bu döküme daha çok döllenme yetersizliği neden olur.

    Haziran Dökümü (İri Meyve Dökümü)

    Çiçek ve küçük meyve döküm periyodundan bir kaç gün sonra başlamakta ve 14-21 gün sürmektedir (Haziran sonuna kadar).
    Bu dökümde, kuruyan meyveler yere düşmeyerek oldukça uzun bir zaman salkım üzerinde kalmaktadır. Kuruyan bu meyvelerin, dış etkilerle toprağa düşmeleri uzun zaman devam ettiğinden, bu dökümün de uzun zaman devam ettiği zannedilebilir. Bu dökümdeki meyveler çok iri olup, boyları 16-18 mm’dir.
    Fıstıklarda bu dökümün oranı % 6,3'tür. Fıstık meyveleri, tozlanmadan 80 gün sonra, bu dökümler için kritik olan devreleri tamamen atlatır.
    Fıstıklarda, diğer meyve türlerinde olduğu gibi Haziran dökümleri meyve tutumunu düzenleyici bir rol oynamaktadır.
    Haziran dökümünün sebebi su ve besin maddeleri eksikliğidir. Öyleyse Hazirana gelene kadar bahçenin ihtiyaç duyduğu gübreleme, ilaçlama ve sulama yapılmalıdır. Bunu için uzmanlardan destek almak gerekir. İlk anda pahalı bir yol gibi gelse de ağaçlardaki salkımların dökülmesi ya da bozulması ile oluşan verim kaybı düşünüldüğünde yapılacak masrafların hiç de boşa gitmeyeceği görülür. Fıstık ağacı, ekonomik değeri çok yüksek bir ürün verdiğinden iyi bir bakımı hak etmektedir.
    Kuvvetli ve sıhhatli dallar üzerinde bulunan meyveler, zayıf daldakilere oranla daha iyi tutunarak dökülmemektedir. Bu nedenle ağaçlarda iyi bir gübrelemeyle bu dökümler azaltılabilir. Sulama yapılmayan yerlerde, yaz başlarında meydana gelen aşırı kuraklıklarda, döküm daha da fazla olmaktadır. Sulama ve gübrelemeyle Haziran dökümleri azaltılabilir. Düzenli budanan ağaçlardaki salkımlarda meyve tutum oranı fazla olmaktadır.
    Fıstıklarda meyve döküm oranının tamamı % 83,5 olmaktadır. Geriye kalan % 16,5 meyve tutumu ise orta derecede bir verime karşılık gelir. İyi bir verim için % 30'luk meyve tutumunun olması gerekmektedir.”[13]

    Alınacak Tedbirler - Neler Yapılmalı

    Alınacak tedbirler için geç kalınmamalıdır. Haziran olmadan gerekli su ve besinlerin ek olarak ağaçlara verilmesi gerekir. Özellikle kurak mevsimlerde nisan ve mayıs aylarında ağaçlar sulanmalı ve vitamin mineral desteği sağlayacak gübreler verilmelidir. Budama mevsiminde gereksiz dalları keserek düzenli bir budama yapılmalıdır. Ağaç her zaman canlı olmalı ve yeni sürgünler vermelidir. Her yeni sürgün gelecek yılın meyvesine yatan daldır

    Boş Meyve Oluşumu

    Fıstıklarda salkımların seyrelmesi ve dökülmesi dışında bir de salkımlardaki fıstıkların boş olma durumu meydana gelmekte ve hizmet boşa gitmektedir. Fıstıklarda erkek ve dişi çiçekler ayrı ağaçlarda bulunduğundan bahçede yeterli sayıda erkek fıstık ağaçları bulunmalıdır. Aksi takdirde meyvelerin için boş (fıs) olmaktadır.

    Alınacak Tedbirler - Neler Yapılmalı

    Fıstık bahçesi hâkim rüzgâr yönleri de dikkate alınarak her 12-15 ağaca denk gelecek şekilde erkek ağaç dikilmelidir. Yetersiz erkek ağaç olması durumunda dişi ağaçlara erkek aşı yapılarak erkek sayısı arttırılmalıdır.
    Aşağıdaki sebepler üzerinde iyi durarak, gerekirse uzmanlardan destek alarak fıstık bahçesinde verimin düşüşü engellenmelidir.
    ·         Erkek Ağaçların Dişilerle Aynı Zamanda Çiçek Açması iyi izlenmeli,
    ·         Çiçek tozlarının çimlenme yeteneklerinin düşük olması durumu gözlemlenmeli,
    ·         Ağaçların cinsleri arasındaki uyuşma durumu takip edilmeli,
    ·         Diğer meyve türleriyle karışık bahçe tesisi edilmemeli
    ·         Erkeklerin zayıf anaç üzerine aşılanması yapılmamalı,
    ·         İklim Faktörleri göz önüne alınarak ağaç dikme yerleri ona göre seçilmelidir.
    Çevrede Arıcılık Yapılması durumunda bunun döllenmeye zararlı olabileceği bilinmeli ve buna göre gerekirse ek tedbirler alınmalıdır. Fıstık dişi çiçekleri, çekiciliği diğer çiçeklere göre daha az olduğundan arıları veya öteki böcekleri cezbetmezler. “Erkek çiçekler de gösterişsiz olmakla birlikte hafif bir koku yaymaları ve çiçek tozlarına sahip olmaları sebebiyle arılar tarafından ziyaret edilirler. Arılar, erkek çiçeklerden çiçek tozlarını alır ve dişi çiçeklere uğramadan kovanlarına giderler. Bahçe yakınında arı kovanı bulunması, bahçedeki çiçek tozu miktarlarında azalmaya neden olacak, dolayısıyla tozlanma ve döllenmeyi olumsuz etkileyecektir.”[14]

    FISTIK ZARARLILARI

    Fıstık Pisillidi (Agonoscena spp., Hom:Psyllidae) Halk Arasında Şeker Hastalığı

    Şeker  -  Resim: Hüseyin KAYA
    Nisan ayından itibaren ağaçların yaprakları üzerinde görülmeye başlar. Erginler yumurtalarını yapraklara ve sürgün uçlarına bırakırlar.  Kirli açık sarı bir görünümü vardır. Yaprakların üzerinde toz gibi görünür. Her dişi 120-150 yumurta bırakır. Yumurtalar sıcaklığa bağlı olarak bir hafta içinde açılır. Yumurtadan çıkan canlılar yaprakların özsuyunu emerek beslenir. Büyüdükçe yaprakların üzeri beyazlar ve yapışkan bir hale döner. Dışkılarından tatlımsı bir madde çıkardıklarından bu dışkı kristalleşir ve yapraklardan aşağı düşer. Ağaçların altı beyazlaşır. Çiftçiler “ŞEKER” diye adlandırırlar. Yılda altı-yedi döl verdiğinden yıl boyunca ağaçlarda zarar oluşur. Yapraklar zamanından önce sararır ve dökülür. Yaprakların dökülmesi gelecek yılın ürünleri olan karagözlerin de dökülmesine sebep olur. Meyveler zayıf kaldığından iç dolduramaz. Zararı, önlem alınmaz ise yıl boyu devam eder.

    Fıstık Pisillidi - Şekerleme ile Mücadele

    Mayıs ayı ortalarına doğru ağaçlar gözlemlenir. Yapraklar üzerinde belirtilerin olup olmadığına bakılır. Yaklaşık 100 yapraktan 30 civarında yaprakta ağırlıklı olarak pisillidi (şeker) görülüyorsa yumurtaların açıldığı dönemde (Mayıs ayından itibaren yumurtalar yaklaşık bir haftada açılır) ilaçlama yapılır. İlaçlama yapılırken entegre (bütünlenmiş) ilaçlar uzmanlardan destek alınarak uygulanmalıdır.

    Karazenk hastalığı (Pseudocercospora pistacina)

    Yaprak üzerinde siyah lekeler şeklinde kendini belli eder. İlk yapraklar büyüyüp tam yeşile döndüğünde, nisan ayı içinde yapraklar üzerinde siyah lekeler şeklinde görülmeye başlar. Bu dönemde meyveler de gelişmeye başlamış ve buğday tanesi boyuna erişmiştir. Enfeksiyonel[15] (fungal) bir hastalıktır. Bu enfeksiyonların meydana gelmesinde en önemli faktör sıcaklık ve yağmurdur. Bulaşmalarda yağmur, rüzgâr ve böcekler rol oynar. Yaprak lekeleri her iki yüzeyde de görülür. Yaprakların çürüyüp zamanından önce dökülmesine sebep olur. Bu siyah lekeler zamanla meyvelerde de görülür. Yaprakları zarar gören ağaçlar zayıf düştüğünden gelişimi olumsuz etkilenir; karagözler dökülür. Hastalığın fazla görüldüğü yıllarda önlem alınmaz ise daha sonraki birkaç yıl ağaçlar meyve vermez ya da az verir.
    Karazenk bulaşmış yaprak/  ileri safha    -        Karazenk bulaşmış yaprak / Yeni başlamış

    Karazenk hastalığı ile Mücadele

    Sonbaharda yere dökülen yapraklar toplanıp yakılmalı ya da uygun bir yere gömülmelidir. Ayrıca meyveler buğday tanesi kadar olduğu nisan ayından itibaren ilaçlama yapılmalıdır. Bu ilaçlama henüz hastalık belirtileri yokken yapılmakta olan bir ön tedbir ilaçlamasıdır.

    Fıstık Dal Güvesi (Kermania pistacella Ams.)

    Kelebeğe benzeyen 11-12 mm kadar kanat açıklığı olan siyah renkli bir böcektir. Ön kanatlar ince ve uzun olup kanat kenarları fazla saçaklıdır. Ön kanatların ucunda ve orta kısımlarında 2’şer adet altın sarısı renkli leke vardır. Arka kanatların üzeri ise hafif kahve renkli desenlerle kaplıdır.
    Bölgemizde dal güvesine nisan mayıs ortalarına kadar rastlanır. Erginler çiftleşmeden 4-5 gün sonra yumurta bırakır. Bir dişi yaklaşık 40-50 yumurta bırakır. Yumurtalar genellikle sürgün uçlarına ve meyve salkımlarına bırakılır. Bu nedenle bir diğer adı “tepegöz kurdu ”dur. Yumurtadan çıkan larvalar sürgün uçlarından doku içlerine girer ve orada beslenir. Dalların uç gelişim noktasına yerleştiği için ağacın gelişimini engeller. Larvanın sürgüne yerleştikten sonra yaklaşık on ay ömrü vardır. “Bu süreyi tamamlayan larvalar şubat ayı sonundan nisan ayı ortalarına kadar olan sürede bulundukları sürgünlerden bir delik açarak dışarı çıkar. Dışarı çıkan larvalar bu çıkış deliğinin birkaç cm çevresinde ve genellikle sürgünlerin alt yüzünde pupa olurlar. Pupadan 20-25 gün içinde kelebek çıkar. Kelebekler çıkarken pupa gömlekleri kokon içinde kalır. Eğer kokonun içinde pupa gömleği yoksa bu kokondan parazit çıkışı olmuştur. Yılda 1 döl verir.”[16]

    Fıstık Dal Güvesi ile Mücadele

    Fıstık dal güvesi Mücadelesine erken başlamakta fayda vardır. Larvalar henüz sürgün uçlarından tam içeri girmeden ilacın temas edip ölmesi için erken davranmak gerekir. İlaçlama zamanı iyi tespit edilmelidir. 25-30 gün kadar süren larvaların açılma döneminde ağaç dalları ilaçlı tutulmalıdır. Yumurtaların açılma dönemi nisan ayı ortalarından mayıs ayı sonuna kadar sürmektedir. Ağaçlarda yeni atan sürgünlerde yaklaşık yüzde 10 oranında bulaşma varsa ilaçlamaya geçilir. Yumurtadan çıkan larvalar henüz sürgün içindeki asıl beslendiği iç kesimlere doğru gitmeden ilacın temas edebileceği durumda iken ilaçlama yapmak gerekir. Bu zaman zarfında, nisan ayı başlarında bir, mayıs ayı ortalarında da ikinci ilaçlanma yapılmalıdır.

    Fıstık Dip Kurdu (Capnodis cariosa)

    Yumurtalarını ağaçların kök boğazına yakın çatlaklara, kabuk altlarına ve aşı gözlerine bırakan siyah renkte, gri veya beyaz desenli, 30-39 mm boylarında bir böcek türüdür. En çok temmuz ayında yumurta bırakırlar. Yumurtadan çıkan larva iki mm olup çok tüylüdür. Tüyleri sayesinde toprak içinde çok hızlı hareket eder ve ağaç köküne iner. Ağaç kabuğu ile sert gövde arasında aşağı doğru hareket eder. Aşağı indikçe ağacın yukarı giden su kanallarına zarar verir ve ağaç kurumaya başlar.
    Larvalar köke iner ve burada kök kabuğunun altında “kambiyum”[17] tabakası ile beslenir. Bu durumda ağacın iletim damarlarına zarar verdiği için de ağaç kurumaya başlar. Erginler ise aşı gözlerini ve taze yaprakları yiyerek ağaçlara zarar verirler. Ayrıca erginler yumurtalarını aşı yerlerine bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvalar aşı tutmasını engeller.

    Fıstık Dip Kurdu ile Mücadele

    Ağaç altları temiz tutulmalıdır. Yumurta bırakmaya müsait otlar temizlenmelidir. Sulama ve gübreleme zamanında yapılmalı ve ağaç güçlü tutulmalıdır. Ağaç köklerine ve gövdesine zarar verecek şekilde sürüm ve çapalama yapılmamalıdır. Erginlerin yumurta bırakabileceği yarıklar ağaç gövdesinde oluşmamalıdır.
    Sabah erken saatlerde ya da akşam saatlerinde görülen ergenler bahçeden temizlenmelidir. Hazirandan itibaren zarar görmüş ağaç dipleri kontrol edilerek köke yerleşmiş zararlı, yok edilmelidir. İnce uçlu bir bıçak ile larvanın köke girdiği yerden itibaren takip edilerek tam köke ulaşmadan zararlı, ağaçtan ayrılmalı ve imha edilmelidir. Köke kadar inmiş larvayı çıkarmak mümkün olmadığında ilaçlama yapılır. Uygun miktarda ilaç su ile karıştırılarak ağaç dibine verilir.

    Fıstık Göz Kurdu (Thaumetopoea solitaria Frey.)

    Fıstıkta göz kurdu zararlısı olan dişi kelebek boz, erkek kelebek açık kahve renklidir. Erginler yumurtalarını 6-8 sıralı dikdörtgen şeklinde paketler halinde bırakır. Bırakılan yumurtalar kış boyunca kalır. Fıstıkta gözler patlamaya başladığında yumurtalar açılır ve larvalar dışarı çıkar. Genellikle gece beslenir. Larvalar gündüzleri ağaç gövdesinde, kök boğazında veya kalın dalların kuytu yerlerinde toplu halde bulunurlar. Yeni oluşmaya başlayan meyve salkımı ve yaprakçıklarla beslenirler.
    Larvalar toplu halde yeni gelişen yaprakları ve meyve salkımlarını yiyerek beslendikleri için ağaç sürgünlerine zarar verir. Sürgünlerin yeni gözlerine yerleşir ve gözlerin gelişimini engeller. Yaprak köklerinde ufak delikler oluşturur ve içine girer.  
     
     
     
     
     
     

    Ağaçlar uyanmadan önce ağaçlar yüzeyinde bitkiyi emerek beslenen ve kışı bu şekilde geçiren kabuklu bit denilen zararlılar (böcekler) ve bunlar gibi kabuk altlarında kışı geçiren diğer zararlılara karşı "kışlık yağ" denilen zirai ilaçlar kullanılarak bahar öncesinde ağaç yüzeyinde ve kabuk altındaki tüm zararlıları yok edebiliriz. 
    İlkbahara girerken önceden alınan tuzak bitki ve kışlık yağ uygulamaları ile bahar döneminde birçok zararlının da önüne geçmiş oluruz. Henüz tabiat uyanmadan alınacak tedbirler bu aşamada çok önemlidir. Zararlıların yumurtadan çıkıp dağılmasından önce alınacak tedbirler sonradan alınacak olanlara göre çok daha ekonomiktir.
     

    Fıstık Karagöz kurdu

    Vücudu kısa kıllarla kaplı olup, 3-3,5 cm boyunda koyu kahverengidir.
    Karagöz kurdu, öncelikle kuru dallarda yuvalanır. Ağaçta kuru dal bırakılmaması, budama zamanı tüm kuru dalların kesilmesi gerekir. Kışın kuru dallar içine yuva yaparak uyuşuk şekilde yaşayan bu erginler, şubat ve mart aylarında kurumaya yüz tutmuş dalların veya budama artıklarının kabuk ve odunsu kısmı arasına girerek dalın boyuna doğru geniş bir galeri açar ve yumurtalarını buraya bırakırlar. Yılda bir defa döl verir. Nisandan itibaren zarar vermeye başlar.
    Bu aydan itibaren uçmaya başlar ve en yakın ağaçların dallarındaki karagözlerin köküne girer, karagözü besinsiz bırakır. Böylece karagöz, kurur ve düşer.
     

    Fıstık Karagöz kurdu ile Mücadele

    Karagöz kurdunun karagöz dibini delmesi
    Budama zamanı kesilen kuru dallar bir ip ile bağlanarak ağaç üzerine tuzak olarak bırakılır, nisan ayı içerisinde kuru dallarda talaş döküntüsü şeklinde belirtiler görülürse,  tuzak bitki olarak bırakılan kuru dallar imha edilmek üzere toplanır ve gerekli ilaçlama yapılır.
    Zirai ilaçlamalarda kullanılacak ilaç tavsiyesi için İl veya İlçe Tarım Müdürlüklerinden destek alınabilir. 

    Fıstık Meyve İç Güvesi

    9,8-12,2 mm boyunda kanat açıklığına sahip olup başında gri ve koyu lekeler bulunur. Yumurtalarını meyve sap kısmına yakın bırakır. İlk larvalar nisan ayının ilk haftasında meyveler yeşil mercimek büyüklüğüne geldiğinde görülür. Nisan ayının 15-20’sinde ergin çıkışları başlar ve mayıs ayı sonuna kadar devam eder. Yılda üç döl verir.
    Larvası meyve içinde beslenen, henüz taze meyve kabuğunu meyve sapına yakın bir yerden delerek içeri girerek meyveye zarar veren bir böcektir. Gelişme döneminde bir meyvede beslendikten sonra onu terk ederek başka bir meyveye geçer. Bu şekilde her bir larva 8-12 meyveye zarar verir. Çoğu zaman zararlı larvalar meyveler arasında dolaştığından zararlıyı bulmak da zordur. Erken zamanlarda girişli çıkışlı delikler açtığından zararlı tarafından tahrip olmuş meyvelerde gelişme durur. Meyvenin uç kısımlarında kabuk rengi değişir ve kahverengi bir renk alır. Zararlının yoğun olduğu ve gerekli mücadelenin zamanında yapılamadığı bahçelerde yüzde 30-40 oranında meyve kaybı meydana gelir.

    Fıstık Meyve  İç Güvesi Mücadelesi

    Meyvelerdeki zarar oranı yüzde üçe geldiğinde ilaçlı mücadele başlatılır. En uygun mücadele zamanı meyve içlerinde çıkmış larvaların ilk görüldüğü zamandır. İlaçlama zamanı geciktiğinde meyvelerdeki kayıp oranı artar ve verim kaybı oluşur.

    Fıstık Meyve İç Kurdu (Megastigmus Pistaciae Walk)

    Antep fıstığı içkurdu
    Sarı renkli olup, erginleri genellikle 4-5 mm boyundadır. Baş rengi sarı, petek gözler büyük ve kırmızı renklidir. Antenleri iplik gibidir. Kanatları şeffaftır. Yumurta koyma borusu uzundur. Bölgemizde mayıs ayının sonlarında ilk ergin çıkışları başlar. Mayıs sonu haziran başında bir önceki yılın zarar gören meyvelerinden çıkan erginler, daha iç kabuğu sertleşmemiş olan fıstık tanelerinin sap kısmına yakın bir yerinden yumurtasını meyvenin etli kısmına gömer. Yumurta gömüldüğü yerde siyah bir halka oluşur ve reçine çıkışı olur. Meyveler kurumaya başlar ve kahverengileşir. Larvalar yumurtadan bir hafta içinde çıkar. Yumurtadan çıkan larvalar meyve embriyosuna girerek beslenir. Larvaların bir kısmı temmuz ortalarından ağustos başlarına kadar ergin olur.  Hasada kadar diğer meyvelerden farksız, ,içinde larvalarla birlikte gelişir, fakat içi boş ve siyahtır.

    Fıstık Meyve İç Kurdu Mücadelesi

    Hasat döneminde yaklaşık 300 adet fıstık tanesi toplanır ve kontrol edilir. Meyve içlerinde canlı larva oranı yüzde on ise bahçede ilaçlama yapılır.

    Fıstık Siyah İç Kurdu Eurytoma plotnikovi (Nik.) (Hymenoptera: Eurytomidae)

    Ergin olmuş bir siyah iç kurdu 2,1-2,5 mm uzunluğundadır. Dişiler pas renginde sarıdır. Kanat rengi sarıdır. Bacaklar sarımsı kırmızı renktedir. Son dönem larva 5-6 mm boyunda kirli beyaz renkte olup bacaksızdır. Zararlı, kışı larva döneminde Antep fıstığı ağaçları üzerindeki meyvelerin içerisinde veya yere dökülen meyve içerisinde geçirir. Dişiler ortalama 8, erkekler 6 gün yaşar.

    Fıstık Siyah İç Kurdu Mücadelesi

    Hasattan sonra ağaç üzerinde çürük ya da sağlam meyve bırakılmamalıdır. Yere dökülen ticari değeri olmayan meyveler ayıklanmalı ve imha edilmelidir. Kışın yakacak olarak kullanmak için ambarlarda bırakılan meyvelerin nisan ayı sonuna kadar yakılması zararlı ile mücadelede önemli bir yer tutmaktadır. İlaçlama zamanını belirlemek için ergin çıkışı takip edilir. Bu amaçla ağaç üzerinde kalmış, toprağa dökülmüş veya hasat sırasında işe yaramaz olarak ayrılan meyveler larvaların çıkışına yakın toplanıp imha edilmeli ve bahçede ilaçlama yapılmalıdır. Mayıs ayı başları ilaçlama için uygundur. Zararlının görülmediği durumlarda gereksiz ilaçlama yapmamak gerekir.

    Fıstık Beyaz Kabuklu biti (sutraspis pistaciae Lind.)

    Ergin boyu 2,0 – 2,5 mm boyunda olan ve dışı gevşek dokulu bir tortuyu andıran beyaz renkli bir tabaka ile kaplıdır. Kışı ergin durumunda, bir yıllık ve daha yaşlı sürgünler üzerinde geçirir. Yaz ayları boyunca yapraklarda, sürgünlerde ve bazen de meyvelerde bitkinin öz suyunu emerek beslenir. Ağacın zayıf kaldığı gözlemlenirse kabuklu bitin zararının da fazla olduğu varsayılır. Sürgünler zayıf kalır ve boyları kısalır. Kabuklu bitler meyve üzerinde beslenirse meyve kalitesi düşer.

     

    Fıstık Beyaz Kabuklu biti Mücadelesi

    Fıstık beyaz kabuklu biti larvaları henüz çıkmadan önce bulaşık sürgünler kesilmelidir. Ağaçlardan 20 tanesinin her birinden 10 sürgün kontrol edilir. Bunlardan 10 sürgünde bulunan dallar bulaşık kabul edilir ve ilaçlama başlatılır. İlaçlama mevsimi kabuklu bitin görüldüğü zaman ise de genellikle bu zaman haziran ayına denk gelir.
    Sözün özü; Antep fıstığı yetiştiricisi, mahsul kaybına uğramamak için doğru çeşit seçimi ve dikim tekniği, doğru ve zamanında aşılama, doğru gübre, doğru budama, zararlılarla doğru mücadele, doğru sulama ve bakım ile bahçesini korumalıdır.

    FISTIKTA HASAT ZAMANI

    Meyvenin dış kabuğu saydamlıktan matlığa dönüşünce ve kırmızı kabuk yumuşayarak sert kabuktan kolayca ayrılmaya başladığında (ağacımız) meyvemiz hasada hazır demektir. Bu da Güneydoğu Anadolu yöresinde Ağustos sonu, eylül başlarına denk gelmektedir. fıstık salkımları elle toplanmaktadır. Önce ağacın altı temizlenir ve toprağa düşen meyveler toplanarak işe başlanır. Ağacın altına genişliğini kapsayacak şekilde bez serilir. Ağaca çıkmak yerine üçayak ya da merdiven ile ağaç dallarına ulaşılarak ürün toplama gerçekleştirilir. Salkımı, salkım eğiminin ters yönünde ve dalla birleştiği yerden koparmak gerekir. Meyvelerin teker teker toplanıp salkımın (cumba) ağaçta bırakılması tavsiye edilmez.
    Ağaçlardan koparılan meyveler bir yerde toplanarak çer-çöpten ayıklanır. Kırmızı ve beyaz taneler ayrı bezlerin üzerine serilerek güneşte kurutulur. Küflenme ve çürüme oluşmaması için serilen fıstıkların kalınlığı 3-5 cm’den daha çok olmaz. Sergideki fıstıklar ikinci günden itibaren sık sık karıştırılmalıdır. Fıstık aşırı kurutulmamalı nem oranı 6-7 olunca toplanmalıdır. Sergi yerinde de ele gelen boz ve beyaz fıstıklar ayrılır ve kuruduğuna karar verilen fıstıklar çuvallara doldurularak ambarlara kaldırılır ya da satış için pazarlara gönderilir.
    Toplanan fıstıklar için bahçe şartları müsait değilse araçlarla fıstık fabrikalarına ayıklama veya kavlama için gönderilir. Fabrikalarda gerekli ayıklama ve kuruma işlemi yapıldıktan sonra ürün üreticiye teslim edilir.
    Ürün genellikle 50-60 kg’lık jüt[18] ya da kanaviçe çuvallara konarak depolarda muhafaza edilir.
    Bölgemizde modern lisanslı depolar bulunmadığından üreticiler fıstıklarını adi (geleneksel) depolarda muhafaza etmektedir. Bu durumda fıstıkların sık sık kontrol edilmesi gerekir. Nitekim geleneksel depolarda sık sık içerideki nem oranı değiştiğinden üründe küflenme ve kararmalar başlamakta ve böylece ürünün ekonomik değeri düşmektedir.
    Taze fıstıkta yüzde 41-42, kuru fıstıkta yüzde ise 3-5 oranında su bulunmaktadır. Ürün depolanırken sıcaklık, nem, ışık oranları ürün kalitesi üzerinde olumlu/olumsuz etki etmektedir. Depo belirtilen şartlarda hazırlanmazsa üründe kısa sürede bozulmalar meydana gelir. Depolama süresi ürünün paketleme yöntemine göre değişir.
    Kabuklu kuru fıstık 9-24 0C arasında saklanabilir.  Vakumlu, gazlı ambalajlarda iki yıla kadar, donmuş olarak 3 yıla kadar muhafaza edilebilir.
    İç Antep fıstığı parşömen kâğıdı ile kaplı karton kurularda 14 aya kadar saklanabilmektedir.
    Ürünün depo ömrü, deponun uygun nem oranına, temizliğine bağlı olarak da değişir. Depo sık sık temizlenmelidir. Dezenfekte için genellikle “formaldehit” kullanılması tavsiye edilir. 100 m³’lük depo hacmine 2 litre %40’lık Formaldehit hesaplanarak temizlik yapılır. Formaldehit yapıldıktan sonra defa birkaç gün hava almayacak şekilde kapalı tutulmalıdır.
    Depodaki hava sirkülasyonu (akımı) iyi ayarlanmalı nem düzeyinin deponun her tarafına aynı oranda yayılması sağlanmalıdır. İyi bir havalandırma için istiflenen çuvallar arasına 20-25 cm, tavan ile istifler arasına 30-35 cm boşluk bırakılmalıdır. İstiflenen çuvallar yerle doğrudan temas etmemeli bunun için ahşap ızgaralar kullanılmalıdır.
    İlimizde henüz modern bir fıstık depolama ve pazarlama tesisi olmaması büyük bir eksikliktir. Son zamanlarda lisansı depolanmaya olan talep artmakta olduğundan yatırımcıların lisanslı depo yatırımı yapmaları yönünde yoğun çaba harcadıkları görülmektedir. Gaziantep’te faaliyete geçen lisanslı deponun fıstık üreticisine önemli kolaylıklar sağladığı ve üreticilerin de ürünlerini bu lisanslı depolarda muhafaza etmek istedikleri görülmektedir. Kısa bir gelecekte fıstık üreticisinin önemli bir sorunu olan lisanslı depoların Şanlıurfa’da da faaliyete geçecekleri beklenmektedir. Bu işin öncülüğünü Ticaret Borsasının yapacağı öngörülmektedir. Büyük üreticilerin veya tüccarların sanayi bölgelerinde lisanslı depolama tesisi kurmaları hem fıstığa katma değer katacak, üreticiyi koruyacak, hem de fıstık ticaretinde Urfa’mıza bir marka kazandıracaktır. Bu lisanslı depolar sayesinde üretici fıstığının kalite kontrolünü, analizini yaptırarak daha uygun şartlarda ürün pazarlaması yapabilecektir.

    İLAÇLAMA ÖNCESİ VE SONRASI ALINACAK TEDBİRLER

    Fıstık ağaçlarının en önemli korunma yollarından biri ilaçlamadır. İlaçlama için ön hazırlıklar veya ilaçlama sonrası tedbirler üzerinde duralım.
    ·         İlaçlama öncesi bahçenin ilaç ihtiyacı tespit edilmelidir.
    ·         Mücadeleye uygun ilaçlar uygun miktarda temin edilmelidir.
    ·         İlaçlama yapılacak makineler,  pompalar ve diğer ekipmanın bakımı yapılmalıdır.
    ·         İlaçlamada kullanılacak ilaçların dozu ilaçlanacak ağaçların sayısına göre ayarlanmalıdır.
    ·         İlaçlama için günün serin saatlerinde yapılmalıdır.
    ·         Tarımsal ilaçların hazırlanma ve saklanma zamanlarında çocukların ve ehliyetsizlerin kolay ulaşabileceği durumlar için gerekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır.
    ·         Tarım ilaçları gıdaların saklandığı yerlerde muhafaza edilmemelidir.
    ·         İlaç hazırlanırken ilaç üzerindeki etikette yazan açıklamalara göre hareket edilmelidir.
    ·         İlaçlar su kaynaklarına uzak tutulmalıdır. Artan ilaçlar rastgele etrafa dökülmemelidir.
    ·         İlaçlar hazırlanırken zehirlenmelere karşı güvenlik tedbirleri alınmalıdır.  Gerekirse maske, şapka, koruyucu gözlük ve muşamba önlük kullanılmalıdır.
    İlaçlama esnasında ilacın insan bedenine teması, nefes yolu ile temas gibi durumlarda baş dönmesi, bulantı, kusma, yüksek ateş, terleme, görme bozukluğu, konuşma güçlüğü vb… meydana gelirse, ilaçlama derhal kesilmeli ve tıbbı destek talep edilmelidir. Tıbbı destek alınma esnasında hekime yardımcı olmak için kullanılan ilaçların etiketi ve ambalajı gösterilmelidir.
    İlaçlama yapıldıktan sonra her türlü ilaç, kutu ve ambalajları özenle toplanmalı ve çöp poşetlerine konularak tarladan uzaklaştırılmalıdır. Mümkün ise bu atıkların “tıbbî atıklar” çöplerine atılması sağlanmalıdır. Toprağın canlı bir varlık olduğu unutulmamalı ve ilaçlardan, gübrelemeden ve diğer tüm uygulamalardan kalan artıkların toprağa zarar verebileceği bilinmelidir. Böylece gelecek nesillerimize daha sağlıklı bir bahçe bırakmış oluruz. Muhafazasını sağlayıp çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız bu bahçelerin ürün vermeye devam edeceği yıllar boyunca birer sadaka-i cariye olarak amel defterimize hayırlara vesile olacağını Rabbimizden umut ediyoruz.

    İlaçların Muhafazası

    Ürünü depolama süresince, sıcaklık, nem ve ışık, meyve kalitesi üzerine etkili olmaktadır. Ürünün kendine özgü depolama koşullarına uyulmadığı takdirde bozulmalar hızlanmaktadır. Fıstığın depolanmasında da kullanılacak olan yerlerin serin, kuru ve havalanabilir, doğrudan güneş ışığı almayan, duvarları dıştan ve içten sıvanmış, depo tabanı su baskınlarına karşı yerden yüksek, rutubete karşı dayanıklı olması gerekir. Fıstık, depolarda çeşitlerine ve hasat yıllarına göre ayrılarak depolanmalıdır. Depo olarak kullanılacak yerlerde fıstığın bileşimini etkileyecek, fıstığa zarar verecek maddeler bulundurulmamalıdır. Depolamadan önce üründe nem miktarının kontrol edilmesi gerekmektedir. Ürün depoya girmeden önce depo mutlaka temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Dezenfeksiyon için formaldehit[19] kullanılır. Genelde 100 m3lük depo hacminde 2 litre % 40’lık formaldehit hesap edilmektedir. Formaldehit uygulaması sırasında depo 3-4 gün hava almayacak şekilde kapalı tutulmalıdır. Ayrıca depoda kullanılan ambalaj ve malzemeler % 4’lük NaOH çözeltisi ile yıkanmalıdır. Sandık ve kasalar borik asit ile yıkanmalıdır 25 olarak hazırlanmış tuz çözeltilerinde sağlanabilmektedir. Antep fıstığı Araştırma çalışmada uygun kavurma sıcaklığının 130 olduğu tespit edilmiştir.
    Ürünün kendine özgü depolama koşullarına uygun olması gerekir. Antep fıstığı, doğrudan güneş ışığı almayan, duvarları karşı yerden yüksek, rutubete karşı dayanıklı depolarda hasat yıllarına göre ayrılarak depolanmalıdır. Depolamadan önce üründe nem miktarının ölçülmesi gerekir. Ürün depoya girmeden önce deponun dezenfeksiyonu için formaldehit kullanılır. Formaldehit dışarı sızmayacak şekilde depo bir süre kapalı tutulmalıdır. Ayrıca depo formaldehit çözeltisi ile yıkanmalıdır.
    Yığma şeklinde depolama yerine, fıstığın jüt çuvallar içinde belirli aralıklı olacak şekilde depolanması sağlanmalıdır. Yığın halinde ve çok sayıda çuvalı üst üste koyarak depolanan fıstıklar, havasız kalabildiğinden belirli bölgelerde küf gelişmesi için uygun sıcaklık ve bağıl nem oluşabilmektedir. Ayrıca çuvalların altına ızgara konulmalıdır. Zarar verici hayvan ve zararlılara karşı gerekli mücadeleler yapılmalıdır.

    TARSİM (Tarım Sigortaları Uygulamaları)

    Tarım sektörü, dünya nüfusu açısından taşıdığı kritik önemin yanı sıra ekonomik, sosyal, siyasal, teknolojik ve kişisel risklerden yüksek düzeyde etkilenen, son derece hassas bir faaliyet sahası olarak kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu açıdan bakıldığında, tarımın insanlığın beslenmesindeki fonksiyonunu etkili bir şekilde yerine getirmesi tarımsal üretimi tehdit eden risklerin yönetimiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, gelişmiş ülkeler, uyguladıkları çeşitli korumacılık politikaları, "Risk Yönetim Programları" ve bu programlar içerisinde önemli bir yer alan; "Tarım Sigortaları Uygulamaları" ile risk paylaşımını ve transferlerini gerçekleştirmektedirler. Ülkemizde de tarım sektörünü tehdit eden risklerin teminat altına alınabilmesi amacıyla bir sigorta mekanizmasının devreye sokulması düşünülmüş ve bu amaçla 14/06/2005 tarihli 5363 Sayılı "Tarım Sigortaları Kanunu" çıkarılmıştır.

    Sigorta Kapsamı Ve Sigortalanan Tehlikeler

    o    Dolu, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, sel ve su baskınının ürünlerde neden olduğu miktar kaybı,
    o    Dolunun yaş meyve, yaş sebze ve kesme çiçeklerde neden olduğu kalite kaybı,
    o    Yaban domuzunun tarla ürünlerinde, sebzelerde, fidanlarda ve çilekte neden olduğu miktar kaybı,
    o    Kuşların, Ayçiçeği (Yağlık), Ayçiçeği (Çerezlik) ürünleri ile Ayçiçeği (Sertifikalı Tohumluk) ürününün olgunlaşma ve hasat döneminde tabla üzerindeki tohumları yemesi suretiyle ortaya çıkan miktar kaybı,
    o    Yağmur riskinin, Pamuk ve Pamuk (Sertifikalı Tohumluk) ürününde kozaların açılmasından itibaren hasada kadar olan dönemde, açılmış kozalarda neden olduğu miktar kaybı teminat kapsamına alınmaktadır.
    İsteğe bağlı olarak;
    o     Don riskinin yaş meyvelerde neden olduğu miktar kaybı,
    o     Dolu, dolu ağırlığı, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, sel ve su baskını, taşıt çarpması risklerinin dolu ağı ve örtü sistemleri, destek (telli terbiye) sistemleri ile bu sistemlerin altında bulunan ürünlerde neden olduğu zararlar,
    o     Yağmur riskinin; kiraz ve üzüm ürünlerinde olgunlaşma ve hasat dönemlerinde neden olduğu miktar kaybı ile taze tüketime yönelik olarak üretilen incirlerde olgunlaşma ve hasat dönemlerinde yol açtığı kalite kaybı, kurutmalık amaçlı üretilen incirlerde olgunlaşma ve buruklaşma dönemlerinden hasada kadar olan dönemde neden olduğu miktar ve kalite kaybı,
    o     Dolu, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, sel ve su baskını risklerinin, arpa, buğday, çavdar, tritikale ve yulaf ürünleri ile bu ürünlerin sertifikalı tohumluklarının sap kısmında neden olduğu miktar kaybı,
    o     Dolu, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, sel ve su baskını risklerinin, salamuralık yaprak üretimi yapılan asmaların yapraklarında neden olduğu miktar kaybı,
    Yağ Gülünde Don Teminatı:
    Sıcak havanın; altıntop, limon, mandalina, portakal ürünlerinde
    çiçeklenme, meyve tutumu ve küçük meyve dönemlerinde kuruma, dökülme; üzümlerde ise çiçeklenme ve tane bağlama dönemlerinde salkımlarda tane tutumunun gerçekleşmemesi ve tanede büyümenin durması, kuruması ve dökülmesi şeklinde neden olduğu miktar kaybı, teminat kapsamına alınabilmektedir.
    o    İsteğe bağlı ek teminatlar tek başına alınamaz.
    Ekonomik olarak verime yatmış meyve ağaçları, çay ve asmaların kendileri ile fidanlarında, süs bitkisi fidanlarında; dolu, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, sel ve su baskını, taşıt çarpması ve kar ağırlığı risklerinin neden olduğu tam hasarlar üründen bağımsız olarak sigorta ettirilebilir.

    Tarsim Poliçeleşme Süreci

    Çiftçi, sigorta işlemlerini gerçekleştirebilmesi için öncelikle o yıla ait arazi ve ürün bilgilerine dair ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlarını güncellemiş olması gerekmektedir. ÇKS kayıtlarını güncellemiş olan çiftçi ürününü sigortalatmak için Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM'e) üye sigorta şirketine veya acentesine başvurur. Sigorta şirketi veya acente Tarım Sigortaları Havuzunun (TARSİM'in) sistemine girerek çiftçi bilgilerinin sorgulanmasını yapar. Genel Şartlar ile Tarife ve Talimatlar doğrultusunda acente sistemde poliçeyi tanzim eder. Tanzim edilen poliçe için Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamındaki Aydınlatma Metni, Poliçe Bilgilendirme Formu, Poliçe çıktıları TARSİM tarafından sigortalı üreticilerimize tercihine göre SMS veya e-posta olarak gönderilir. Sigortalı üreticimiz poliçesini çıktı olarak almayı tercih ederse, acente öncelikle; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamındaki Aydınlatma Metni, Poliçe Bilgilendirme Formu Bilgilendirme Formunu iki nüsha olarak sistemden alır ve birer nüshasını sigortalıya imza karşılığı verir. Sonrasında tanzim edilen poliçeden iki nüsha düzenleyerek bir nüshasını sigorta ettiren/sigortalıya verir.
     Primlerin Ödenmesi
    Bitkisel Ürün Sigortasında, poliçede yazılı primin %50'si Devlet tarafından karşılanır. Meyve ürünlerinde, Dolu paket teminatına ek olarak don teminatı alınmış ise, sadece don teminatında primin 2/3'ü Devlet tarafından karşılanır.
    Sigortalı tarafından ödenecek olan primin % 15'i peşin alınır; kalan prim tutarı da en geç poliçe bitiş tarihinden itibaren 1 ay içinde tahsil edilir.
    Ağaç/Fidan Sigortaları poliçelerinde ise sigortalı tarafından ödenecek olan primin %15'i peşin alınır, kalan prim tutarı da en fazla 5 taksitle tahsil edilir.

    Hasar İhbar / Ekspertiz / Ödeme Süreci

    Bitkisel Ürün Sigortasında, teminat kapsamında olan bir riskin gerçekleşmesi halinde; sigorta ettiren/sigortalı, rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren, don hasarlarında 10 günü, diğer hasarlarda 15 günü aşmamak üzere Sesli Yanıt Sistemi uygulamasının yanı sıra, TARSİM Mobil Uygulama, tarsim.gov.tr üzerinde yer alan Poliçe sorgulama/hasar ihbarı ekranı veya acenteler aracılığıyla da Bitkisel Ürün Sigortası branşındaki poliçeleri için Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM'e) hasar ihbarında bulunabilir.
    Hasar tespitleri Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) tarafından görevlendirilen eksperler tarafından yapılır. Hasar dosyasının tamamlanmasından sonra, kesinleşmiş tazminat miktarları, en geç 30 gün içinde yine Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) tarafından sigortalıya, banka kanalıyla ödenir. Tazminat, hasat tarihinden önce ödenmez. Ancak, ürünün tamamen hasarlanması halinde tazminat sigortacılık ilkeleri dâhilinde poliçe bitiş tarihinden önce ödenir.
     
    Erken bir gelişme devresinde sigortalı ürünün hasara uğraması durumunda; Tarım Sigortaları Havuzu eksperi tarafından, aynı ürünün veya farklı bir ürünün yeniden ekim/dikimine karar verilmesi halinde, sigortalının, hasar tarihine kadar, mevcut ürüne yapmış olduğu ekim/dikim ve bakım masrafları karşılığı olarak, Genel Şartlar ile Tarife ve Talimatlarında belirtildiği şekilde ödeme yapılır(https://www.tarsim.gov.tr/pages/insurances/sigorta-bitkisel-urun.jsp.)
    Bütün bu çalışmalar eksiksiz yapıldığı halde yine de bir afet durumu ortaya çıkabilir. Bu beklenmedik durumlar için tarım sektörünün ve üreticilerin ayakta durabilmesi için sigorta yapmak faydalı olacaktır.

     

    FISTIKTA TARIM TAKVİMİ

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    İnfak Hakkı
    Yukarıda sayılan tüm önlemler ve çalışmalar tam ve eksiksiz olarak yapıldıktan sonra ürünün bereketi Allah’ın takdirine kalmış olur. Rabbimiz mealen, eğer siz benim size verdiğimden benim rızam için harcarsanız, ben de size ona karşılık bazen bire yedi, bazen bire yetmiş bazen bire yedi yüz veririm diye buyurmaktadır. Rabbimizin kuru topraklardan her yıl yoktan var ederek bizlere ihsan ettiği üründen en az sulu alanlar için yüzde beş, kuru alanlar için yüzde on fakir fukara hakkı olan öşür miktarının verilmesi gerekir. Umulur ki Rabb’imiz hem ürünümüze bereket verir hem de tahmin edemediğimiz, hesabından aciz olduğumuz her türlü felaketten bizi ve bahçelerimizi korumuş olur.

    Fıstığın İnsan Sağlığına Ve Beslenmesine Önemli Katkıları

    Fıstığın insan sağlığına ve beslenmesine önemli katkıları Günde 10-12 adet yenilen iç Fıstık, vücudun günlük yağ ihtiyacını karşılayabilmektedir. 100 g Antep fıstığı vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35'ini karşılamaktadır. Fıstıta kolesterol yoktur. Kandaki kolesterol düzeyini düşürür. Koroner kalp hastalığı riskini azaltır. Antep fıstığı, sığır etinden protein yönünden 2 kat, fosfor yönünden ise 4 kat daha üstündür. Vitamin E, B ve C kompleksince zengindir. Antep fıstığı şeker hastalığında kullanılabilir. 100 g Antep fıstığında 4 g posa bulunur. Posa miktarı yönünden pirinç, patates ve buğdaydan (0.3 g) daha üstündür. İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler. Yapısındaki lipitlerin çoğunluğu monounsature yağ asidi içerdiğinden (35 g), kan şekerini yükseltme yönünden buğdaydan daha az riske sahiptir.
     
     
     
     
     
     
     
     
    YAZARLAR HAKKINDA
    Hüseyin KAYA (Uzman Öğretmen)
    MER-DER Başkan Yardımcılığı görevini sürdürmekte olan Hüseyin KAYA uzman öğretmen olarak memuriyet hayatına devam etmektedir.
    Dr. Sadık YETİM (Yüksek Ziraat Mühendisi)
    MER-DER Başkanı görevini sürdürmekte olan Sadık YETİM, TKDK Şanlıurfa İl Koordinatörü olarak memuriyet hayatına devam etmektedir.
     

     

    KİTABIMIZA MADDİ VE MANEVİ KATKIDA BULUNANLAR
    Maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunar tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını dileriz.



     

     

     

     
     

    KAYNAKLAR

    1.      Ankara Ün. Yayınları, Antep fıstığı – I - Antep Fıstığının Kültür Tarihi
    2.      Antep Fıstığ araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Antep fıstığı Yetiştiriciliği
    3.      Kuru, C. (1993). Dikimden Hasada Antep fıstığı. Ar Ajans, Gaziantep
    4.      Kuru, 1993; Tekin ve ark.,1995; Ak ve ark., 1999
    5.      Tekin ve ark.(1995), Ayfer ve Kuru(1984)
    6.       Türk Coğrafya Dergisi
    7.      Kuru, C. (1993). Dikimden Hasada Antep fıstığı. Ar Ajans, Gaziantep.
    8.      Okay Y., 1994. Antep fıstığında (P. Vera L.) Sakız Salgısı (Mastika) İle Aşı Tutumu Arasındaki İlişkiler. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi.
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     


    [1] Dünya Antep fıstığı üretiminde İran ve ABD’nden sonra üçüncü sırada yer alan ülkemiz, son yıllarda Suriye ve Çin’in yakın takibinde bulunmaktadır. Ülkemizde 2013 verilerine göre 38.116 bin meyve veren ağaçtan 88.6 bin ton Antep fıstığı üretilmektedir. Birçok meyve türünde olduğu gibi ülkemiz, Antep fıstığının da gen merkezlerinden biridir. Ülkemizin 56 ilinde Antep fıstığı yetiştiriciliği yapılmasına rağmen, ekonomik olarak yetiştiricilik Gaziantep, Şanlıurfa, Siirt, Adıyaman ve Kahramanmaraş illerinde yapılmaktadır. Nitekim 2013 yılı verilerine göre Antep fıstığı toplu meyvelik alanlarının % 95.62’si ve meyve veren yaştaki ağaçların % 91.15’i bu illerde bulunurken, yine toplam üretimin % 82.44’ünü bu iller karşılamaktadır. Bu çalışmayla yıldan yıla değişmekle beraber ülkemizden ihraç edilen tarım ürünleri arasındaki önemi koruyan bu ürün üretiminden, pazarlamasına kadar incelenerek değerlendirilmiştir. Derleme Makalesi / Review Article Iğdır Üni. Fen Bilimleri Enst. Der. / Iğdır Univ. J. Inst. Sci. & Tech. 5(2): 43-62, 2015
    [2] Antep Fıstığının Kültür Tarihi, https://acikders.ankara.edu.tr/  Ankara Üniversitesi yayınları
    [3] Meyve ağaçlarının bir yıl çok verimli olup bundan sonraki yılda verimlerinin çeşitli derecelerde düşük olmasına periyodisite (alternans) denir.
    [4] Fenoloji, doğal olayların tekrar etme zamanlarını inceleyen bilim dalı. Sözcük, Yunancada Phainomai'den türemiştir.
    [5] Türk Coğrafya Dergisi
    [6] (Kuru, 1993; Tekin ve ark.,1995; Ak ve ark., 1999).
    [7] Kuru,İ993; Tekin ve ark. 1995: Ak ve ark., 1999
    [8] Tekin ve ark.(1995), Ayfer ve Kuru(1984)
    [9] Parafin, petrol ile elde edilen bir mum çeşididir.
    [10] Antep Fıstığı araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Antep fıstığı Yetiştiriciliği
    [11] Kültivatör, toprağı yüzeyden işlemeye yarayan dişli alet
    [12] Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Antep fıstığı Yetiştiriciliği
    [13] Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Antep fıstığı Yetiştiriciliği
     
    [14] Tekin, H., Arpacı, S., Atlı, S., Açar, İ., Karadağ, S., Yükçeken, Y., Yaman, A. (2001). Antep fıstığı Yetiştiriciliği. T.C. Tarım ve Köyişleri (Tarım ve Orman Bakanlığı) Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Antep fıstığı Araştırma Enstitüsü, Yayın No: 13, Gaziantep
     
    [15] İnsan vücudundaki doku ve hücrelerin, bazı mikroorganizma veya organizmalar tarafından istila edilmesi ve bu istilacı canlıların çoğalması ile meydana gelen rahatsızlıkların aynısı bitkilerde de meydana gelir.
    [16] https://www.properkimya.com/makaleler/detaylar/antep-fistigi-dal-guvesi-zararlilarla-mucadele-yontemleri.html
    [17] Kambiyum,
    [18] Natürel jüt kumaş (telis / çuval bezi)
    [19]  Formaldehit, aldehitlerin en basit üyesi olarak bilinen ve diğer bir adı metanal olan bir kimyasaldır. Kimya endüstrisinde bir hayli yaygın olarak kullanılmaktadır. Yaygın bir üretime sahip olan bu Formaldehit maddesi zehirli bir kimyasal olma özelliğine sahiptir. Son derece kötü kokulu ve renksizdir. Formaldehit maddesi sulu bir çözelti halinde kullanılır. Söz konusu maddenin bu hali de formalin olarak adlandırılmaktadır.
    Telefon
    WhatsApp