Sizde Bağışçı Olun: Bir bağışta siz yapın

  • X
  • Her Sıkıntının Bir Sebebi Vardır

    23 Aralık 2025 103

    Her Sıkıntının Bir Sebebi Vardır

    Çektiğimiz sıkıntılar ve yaşadığımız şartların zorlaşması boşuna değildir. Büyüklerimiz ya da ileri gelenlerimiz, zor şartları önümüze koyuyor ve bizi bunlara uymaya zorluyorsa, mutlaka bir bildikleri vardır. Sabrın sonu selamettir. Sabır; her türlü sıkıntıya katlanarak, bir gün daha iyi olacağı umuduyla beklemektir. Günü geldiğinde ve şartlar temenni edilen hâle ulaştığında, sıkıntılar da geçecektir.
    Hayat şartları bazen insanı kuru ekmek yemeye, bir bardak su yerine bir damla suyla yetinmeye mahkûm edebilir. Burada önemli olan, sabır ve tevekkül ile bekleyebilmektir. Küçük bir sıkıntı gördüğümüzde hemen rest çekmek; şartlara karşı sorumluluk bilinciyle yeni yollar geliştirenlere karşı gelmek, bizi farkında olmadan derin çukurlara ve tuzaklara sürükleyebilir. Rahatlıkla elde edilen nimetlerin, fark edilmeyen sinsi bedelleri vardır.
    Babanız; şerefini, namusunu ve onurunu koruyarak kıt kanaat geçinmesine sebep olan bir işte çalışıyor ve kazandığı az parayla sizi hayatta tutmaya çalışıyorsa, buna minnet duymalısınız. Aksine davranıp onur ve haysiyetinizi ayaklar altına sererek rahat yaşamak isterseniz, bunun için de çeşitli yollar vardır. Babanızın yapmak istemediği kötü işleri yapar, kısa sürede çok para kazanabilir; lüks arabalara binebilir, pahalı lokantalarda yemek yiyebilir, şık mağazalarda dolaşabilirsiniz.
    Ancak bu pis işlerin çok kötü bir huyu vardır: İnsanın onurunu ve şahsiyetini kısa sürede yerle yeksan eder. Patronların kirli işlerini yapan piyonlar hâline gelirsiniz. Lüks arabalar gözünüzü kamaştırır, yediğiniz yemekler cennet meyvesi gibi görünür. Bunların hepsi, aklın şeytan aldatmasına kapıldığı hayali bir sinema perdesi gibidir. Film biter, sahne kapanır. Geriye; kısa süreli menfaatler uğruna feda edilmiş, onursuz ve kişiliksiz bir ömür kalır.
    Babanız da artık sizi kabul etmez. Kullanılmış ve çöpe atılmış bir naylon poşet gibi, tüm pislikleri içinizde taşırsınız. Bunu büyüterek aşiretlere, mahallelere, şehirlere ve devletlere benzetebilirsiniz. Birileri size bir sınır koymuşsa, bunu saygıyla karşılayınız. Özgür olmak, kendi başına karar verebilmek ve kendi kendine yetmek bedelsiz değildir.
    Sizi yoldan çıkarmaya, kendisiyle hareket ettirmeye ve sonunda köleleştirmeye çalışan çok “dost” olur. Sizi azar azar besleyen, hazır ve kolay bir hayat sunan herkes dostunuz değildir. Mutlaka bir ince hesapları vardır; bunu biliniz.

    Kısa Bir Hikâye
    Bir kümes vardır. Kümeste birçok tavuk, tecrübeli yaşlı bir horoz ve genç bir horoz bulunur. Kümesin etrafında ise bir tilki dolaşmaktadır. Yaşlı horoz, tilkinin içeri girmemesi için kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmamaktadır. Her gün onlara yetecek kadar yem verir.
    Dışarı çıkamayan tavuklar, doğal olarak zayıf ve cılız kalır. İçeri giremeyen tilki, tavuklara ulaşmanın yollarını ararken kümeste küçük bir delik açar. Bu delikten genç horoza her gün bir avuç mısır uzatır. Bu durum genç horozun çok hoşuna gider. Bir gün tilki, genç horoza tek başına yiyemeyeceği kadar mısır verir. Genç horoz da bunu tavuklarla paylaşır.
    Günden güne genç horozun ünü artar, yaşlı horozun otoritesi zayıflar. Bir süre sonra “dışarıda artık tehlike yok” tartışmaları başlar. Tilki, kümesin kapısının önüne hepsine yetecek kadar mısır döker. Tavuklar kapının açılıp açılmaması konusunda tartışır ve sonunda kapıyı açmaya karar verirler.


    Günlerce kümesin önünde rahatça yemlenirler. Korkular tamamen biter. Bir akşam tilki, kümesten kendi yuvasına kadar mısır taneleri döker. Tavuklar, yemlenerek tilkinin yuvasına girer. Tilki, hepsinin içeri girdiğinden emin olduktan sonra kapıyı kapatır.
    Hikâye burada biter.
    (Hikâye anonimdir.)
    Alınacak ders şudur: Aileler, aşiretler, şehirler ve ülkeler de çoğu zaman böyle yönetilir.
    Şunu sormak gerekir:
    Kümes neresi?
    Yaşlı horozlar kimler?
    Genç horoz kim?
    Tilki kim?
    İçimizdeki yaşlı horozları, genç horozları ve tilkileri tanımalıyız. Tilkilerin ekmeğine yağ sürenleri, peşlerine taktıkları tecrübesiz tavukları iyi bilmeliyiz. Bunlar bazen en yakınımızda olabilir. Her hallerini tanır, sever, sayarız; fakat neyi, ne amaçla planladıklarını bilemeyiz.
    İyi hesap edilmemiş, sonu meçhul işleri aklın süzgecinden geçirmeyi bilmeliyiz. Bazen teşhis acıdır, ilaç zehir gibi gelir; ama içmekten çekinmemeliyiz.
    Dünya ülkelerine ve yöneticilerine bir de bu masalın gözüyle bakınız. Size vaat edilen hayal ülkelerini düşününüz. Bir de her türlü imkânsızlığa rağmen onurlu duruşunu koruyanları…
    Söz sizin: Kim kimdir, bu hoş maskelerin ardında ne gizlidir?
    Düşünüyorum, öyleyse insanım.
    Onurlu bir duruş, insan olmanın şartıdır.
    Hüseyin KAYA
    22.12.2025
    Telefon
    WhatsApp