Umut Varsa Hayat Vardır
Her ne olursa olsun insan, hiçbir şekilde pes etmemeli ve
ümitsizliğe düşmemelidir. Hayatta bazen tüm yollar kapanmış gibi görünür;
dostlar gider, kapılar kapanır, hayaller ertelenir. Ancak insanın içinde
tükenmeyen bir güç vardır: Umut. Bu güç, görünmeyen yolları görünür kılar;
karanlığın ortasında ışığı yakar.
Tarihte, bilimin, sanatın, özgürlüğün ve adaletin taşıyıcısı
olmuş nice insanlar, en zor şartlar altında dahi vazgeçmemiştir. Nelson
Mandela, zindanda geçen 27 yıl boyunca umudunu kaybetseydi, Güney Afrika’nın
kaderi değişebilir miydi? Ya da Halil Cibran, sürgün edildiği topraklardan
insanlığa seslenen o derin dizeleri yazabilir miydi? Umut, yalnızca bir
duygudan ibaret değil; insanı ayakta tutan, harekete geçiren ve değiştiren bir
direniş biçimidir.
Ve çoğu zaman, yolların tükendiğini, kapıların kapandığını,
hiçbir çözümün kalmadığını düşündüğümüz o anda, Allah karşımıza bir ışık, bir
çıkış yolu açar. Çünkü rahmet kapıları, insanın fark edemediği zamanlarda bile
açıktır. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: “Allah’ın rahmetinden
ancak kafirler ümit keser.” (Yusuf Suresi, 87) İnanan bir kalp için umut,
sadece psikolojik bir teselli değil; ilahi bir emirdir.
Bediüzzaman Said Nursî de bu hakikati veciz bir şekilde dile
getirir: “Yeis, mani-î herkemâldır.” Yani, ümitsizlik; tüm güzelliklerin,
iyiliklerin, gelişmenin, başarının, sevginin ve hatta dostluğun ve mutluluğun
önündeki en büyük engeldir. Umutsuzluk; ruhu çürüten, aklı karartan, kalbi
donduran en tehlikeli tuzaktır.
Bu gerçek, felsefi düşünce geleneğinde de yankı bulur.
Danimarkalı düşünür Kierkegaard, umudu insan varoluşunun temel parçası olarak
görür. Ona göre insan, geleceğe dair bir beklenti kurabildiği ölçüde yaşama
tutunur. Umut, belirsizlikler içinde yönünü kaybetmemek için insanın içsel
pusulasıdır. Umutsuzluk ise, insanın hem kendisinden hem de geleceğinden
vazgeçmesidir.
Alman filozof Friedrich Nietzsche ise şöyle der: “İnsanın
hayatta 'niçin' yaşadığını bildiği sürece, her türlü 'nasıl’a' katlanabilir.”
Bu söz, umudun insanın acıya, sıkıntıya ve belirsizliğe karşı nasıl bir direnç
mekanizması olduğunu gösterir. Umut eden kişi, yaşamın yükünü taşıyabilir;
çünkü bir anlam uğruna mücadele ettiğini bilir.
Ayrıca, tüm bilimsel araştırmaların, modern gelişmelerin ve
teknolojik ilerlemelerin itici gücü de merak ve ümittir. Çünkü bir araştırmacı,
sonucu kesin olmayan bir denemeyi yalnızca taşıdığı umut sayesinde sürdürür.
Büyük emek, zaman ve maddi harcamalar gerektirse bile, beklenen sonuç alınmasa
dahi umudunu kaybetmeden yeniden denemeye koyulur. Bugün sahip olduğumuz
bilimsel bilgi ve teknoloji, umudun asla kaybedilmediği sayısız denemenin
ürünüdür. Demek ki ne olursa olsun, asla pes edilmemesi gerekiyor. Çünkü iman
ve inanç varsa, imkân da vardır.
Pes etmeyen kazanmasa bile, kaybetmez. Çünkü mücadele eden
her insan, kendi iç dünyasında bir devrim başlatır. Umut, yalnızca ruhsal bir
direnç değil; aynı zamanda bir dönüşüm aracıdır. Bu yüzden şartlar ne olursa
olsun, insan ümitsizliğe kapılmamalı; zorluklara direnç, karanlığa umutla cevap
vermelidir. Yol bazen görünmez olur ama umut, yolu yürüyene görünür kılar.
22.07.2025
Dr.
Sadık YETİM

Türkçe
English



