MER_DER ve Modern Yardımlaşmanın Yeni Yüzü
MER_DER ve Modern Yardımlaşmanın Yeni Yüzü
Günümüz dünyasında bireysel ilişkilerde yaşanan
kırgınlıklar, duygusal engeller ve toplumsal rekabet, dedikodu kültürü, çeşitli
kıskançlıklar akrabaya yardımın saf niyetle gerçekleşmesini zorlaştırabiliyor.
Ancak İslam’ın temel prensiplerinden biri olan “akrabaya yardım et” emri,
yüzyıllardır hem maddi hem de manevi boyutlarıyla yön gösteren evrensel bir
ilke olarak karşımızda duruyor.
2007’de kurulan MER_DER, bu ilkeyi çağımızın
gereksinimleriyle buluşturan, modern yardımlaşma modelinde örnek teşkil eden
bir oluşum olarak öne çıkıyor.
MER_DER’in Etüt Merkezi’nde binlerce genç, ücretsiz
üniversite hazırlık kurslarıyla geleceğe hazırlandı ve çeşitli fakültelere
yerleşti. Bu uygulama, eğitimde fırsat eşitliğini sağlarken, sosyoekonomik
adaleti güçlendirdi; çünkü her gencin bilgiye ulaşması, toplumun kolektif
kalkınması açısından vazgeçilmez bir yatırımdır. Bu noktada, Kur’an-ı Kerim’in “akrabaya
hakkını ver” emrinin, kişisel yardımın ötesine geçerek toplumsal dayanışmanın
kurulmasına ilham verdiğini söylemek yerinde olur.
MER_DER’in modern yardımlaşma anlayışı, sadece etüt
merkezleriyle sınırlı kalmayıp, doğrudan öğrenim burslarıyla da desteklenmektedir.
Son dört yıl içinde yüzlerce üniversite öğrencisine verilen burslar, gençlerin
yükseköğretim yolculuklarında önemli bir destek kaynağı olmuş; ekonomik
zorluklar nedeniyle eğitim hayalleri sekteye uğrayabilecek birçok gence umut
olmuştur.
Bu katkılar yalnızca maddi destek olarak değil, aynı zamanda
sosyal adaletin sağlanması, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve nitelikli
bireylerin yetişmesine yönelik bir yatırım olarak değerlendirilmelidir.
Kur’an-ı Kerim’in “ilim talep etmek her Müslümana farzdır” buyruğuyla uyumlu
şekilde, MER_DER’in bu uygulaması eğitimi bir ayrıcalık değil, bir hak olarak
gören anlayışın tezahürüdür.
Dernek merkezinde hayata geçirilen kitap kafe projesi ve üç
bin kitaplık kütüphane, kültürel bir birleşme alanı yaratıyor. Her toplantıda
düzenlenen kitap okuma etkinlikleri, akrabalar arasında bilgi alışverişinin
ötesinde ortak bir hafızanın ve yerel kültürün yeniden inşasına vesile oluyor.
Bu etkinlikler, bireylerin yalnızca maddi destek arayışında olmadığını, aynı zamanda
ruhi ve entelektüel gelişim arzusunu da ortaya koyuyor.
Sosyolojik açıdan baktığımızda, geleneksel akrabalık
ilişkilerinde sıkça gözlemlenen kişisel kırgınlıkları, husumeti ve hasedi aşmak
adına kurumsallaşmış yardımlaşmanın önemi ortaya çıkıyor. MER_DER’in
uygulamaları, bu duygusal engelleri tarafsız ve bilimsel yaklaşımlarla aşarak;
eğitim, kültür ve ekonomik destek aracılığıyla toplumsal bütünleşmeyi
destekliyor. Böylece yardım, bireysel bağların ötesinde, kolektif bir dayanışma
hareketine dönüşüyor.
Felsefi perspektiften bakıldığında ise, yardım etme eylemi
insanın varoluşsal sorumluluğunu ve vicdani yükümlülüğünü yansıtıyor. Emmanuel
Levinas’ın “öteki” kavramı bağlamında, birey kendini ancak ötekiyle ilişkili
olarak tanımlayabiliyor. MER_DER’in modeli de, yardımı sadece maddi bir
transfer olmaktan çıkarıp, toplumsal adalet ve etik sorumluluğun bir göstergesi
haline getiriyor.
Tabii ki, yardımın sadece birebir akraba ilişkileriyle
sınırlı kalmaması gerekiyor. MER_DER’in düzenlediği kitap projeleri; Mersaviler
kitabı, yapısal ve kültürel mirasını; Fıstıkçının El Kitabı ile yerel
ekonominin ve yöresel üretimin detaylarını ortaya koyuyor. Bu çalışmalar,
sadece bilginin aktarımını sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda akraba ve komşu
ilişkilerini güçlendirerek toplumsal hafızanın geleceğe taşınmasında da önemli
rol oynuyor.
Kur’an-ı Kerim’in ilahi mesajı, yardımı yalnızca bir erdem
değil, aynı zamanda bir hak olarak tanımlıyor. Bu kapsamda, akraba yardımı;
kişisel terbiye, affedicilik ve toplumsal bütünleşme aracı olarak karşımıza
çıkıyor. MER_DER’in modern yardımlaşma modeli, Kur’ani buyrukları, sosyolojik
gerçeklikleri ve felsefi derinlikleri bir araya getirerek, bireyden topluma
uzanan kapsamlı ve sürdürülebilir bir dayanışma örneği sunuyor.
Bu yaklaşım, Said Nursî’nin toplumsal uzlaşı ve birlik
fikriyle de örtüşmektedir. Nursî, dinin toplumsal çatışma yerine barışı tesis
eden bir unsur olması gerektiğini vurgulamış, siyasetin araç, imanın ise amaç
olduğunu ifade etmiştir. MER_DER’in siyasetten bağımsız, ilkeler merkezli bu
yaklaşımı, tam da bu perspektifin çağdaş bir yansımasıdır.
Sonuç olarak, MER_DER; eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak,
kültürel zenginliği yaşatmak, yardımlaşmayı ve dayanışmayı gelenek haline
getirmek, yerel tarihi belgelemek amacıyla geliştirdiği projelerle, özelde
akrabalar arasında ve genelde tüm toplumda yardım ilkesini modern çağın
zorluklarına uyarlayarak hayata geçirmektedir. Derneğimizin bu bütüncül
yaklaşımı, ilahi mesajlarla örtüşen, toplumsal dönüşümü ve kolektif adaleti güçlendiren
çağdaş bir yardım modelinin en güzel örneklerinden biri olarak yoluna devam
ediyor. Meşakkatli olan bu iyilik yolculuğumuzda yanımızda olan tüm
dostlarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.
Dr. Sadık YETİM
MER_DER Başkanı

Türkçe
English



